<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Oestro Krem &#187; Oestro Krem</title>
	<atom:link href="http://www.oestrokrem.com/kategori/oestro-krem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.oestrokrem.com</link>
	<description>Oestro Krem ve Kapsülleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jan 2012 10:31:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Oestro Krem Nedir ? Etken bitki özü ile ilgili önemli araştırma ve bilgiler !</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-nedir-etken-bitki-ozu-ile-ilgili-onemli-arastirma-ve-bilgiler/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-nedir-etken-bitki-ozu-ile-ilgili-onemli-arastirma-ve-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 13:01:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1719</guid>
		<description><![CDATA[Bitkinin toprağın altındaki kısmı fitoöstrojen (hormon içermeksizin hormon etkisi gösteren bitkisel kaynak) içerir. Bu etki daidzin, daidzein, genistin, genistein ve puerarin gibi isoflavonlar, miroestrol ve türevleri, beta-sitosterol, stigmasterol, coumestrol, puerarin, mirificoumestan, kwakhurin ve mirifisinden oluşur. Pueraria mirificanın faydaları ve kulanım şekilleri : İnsanlarda bu bitki tonik, gıda takviyesi ve kozmetik ürün olarak kullanılır. Pueraria mirificanın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitkinin toprağın altındaki kısmı fitoöstrojen (hormon içermeksizin hormon etkisi gösteren bitkisel kaynak) içerir. Bu etki daidzin, daidzein, genistin, genistein ve puerarin gibi isoflavonlar, miroestrol ve türevleri, beta-sitosterol, stigmasterol, coumestrol, puerarin, mirificoumestan, kwakhurin ve mirifisinden oluşur.</p>
<p>Pueraria mirificanın faydaları ve kulanım şekilleri :</p>
<p>İnsanlarda bu bitki tonik, gıda takviyesi ve kozmetik ürün olarak kullanılır. Pueraria mirificanın sağlık konusundaki yardımcı faydaları aşağıdaki gibi gözlenmiştir :</p>
<ol>
<li>Bütün dişi cinsiyet karakteristiklerinin korunmasına yardımı</li>
<li>Vücudun yenilenmesine, canlı kılmaya yardımı</li>
<li>Anti menopoz yardımı</li>
<li>Göğüslere güzel görünüm ve  form vermeye hacim kazandırmaya yardımı</li>
<li>Menopoz hastalığının rahatlatılmasına yardımı</li>
<li>Cildin gençleşip güzelleşmesine yardımı</li>
<li>Yaşlanmaya karşı yardımı</li>
<li>Kan dolaşımına yardımı</li>
<li>Hafızayı güçlendirmeye yardımı</li>
<li>İştah açmaya yardımı</li>
<li>Ten renginin güzelleşmesine yardımı</li>
<li>Kırışıklıkların azalmasına yardımı</li>
<li>Katarakt problemlerinin kısmen giderilmesine yardımı</li>
<li>Özellikle göğüs çevresindeki cildi beslemesi</li>
<li>Saçların erken beyazlaşmasıyla savaşması</li>
<li>Saçları yeniden çıkarmaya ve güçlendirmeye, var olanları koyulaştırmaya yardımı</li>
<li>Enerjiyi ve isteği artırmaya yardımı</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken noktalar :</p>
<p>Topik uygulama (krem formu)</p>
<p>Pueraria Mirifica içeren kremler (Oestro Cream)</p>
<p>Hamileler, emzirme dönemi kullanımı için doktora danışmalıdırlar. 17-18li yaşlardan itibaren kullanılabilir. Göğüs üzerine parmak ucu miktarından günde<br />
1-2 kez uygulanabilir. Herhangi bir yan etkiye rastlanmamıştır. Haricen kullanılması, cilt üzerinden tatbik edilmesi sisteme dahil olmaması en büyük avantajdır.</p>
<p>Bilimsel ve toksisite çalışmaları :</p>
<p>Pueraria mirificanın aktivitesi ve meme hücreleri üzerindeki etkilerini inceleyen bir dizi çalışma, <strong>Atlanta Georgia</strong>, <strong>Emory University School of Medicine </strong>ve<strong> Bankok Tayland Phramongkutklao college of Medicine Obstetriks</strong> ve <strong>Jinekoloji </strong>bölümünde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar Pueraria mirificanın kök ekstraktının in vitro ortamda agresif kanser hücrelerine karşı anti-östrojenik özellik gösterdiğini ortaya çıkardı (özellikle proliferatif östrojen reseptörü- pozitif (ER+) meme kanseri hatları (T47-D, MCF-7, ZR 75-1)) . Bunlar <strong>MD Anderson Kanser enstitüsü (Teksas), Ulusal Sağlık Enstitüsünde</strong> bulunan <strong>Ulusal Kanser Enstitüsü</strong> (NCI) nden elde edildi.Pueraria mirifica normal meme hücrelerindeki fibroblastları destekler ve östrojen bağımlı meme kanseri hücrelerini baskılar.(basılmamış yayın)</p>
<p>Birçok maksatlı kişi ve kurum doğal fito östrojenleri sentetik östrojenler gibi göstermeye çalışmakta, kısıtlı miktarlarda üretilebilen, bu değerli bitki özlerini, faydalı olmalarına rağmen, yüksek maliyetlerinden dolayı, sadece çok pahalı doğal kozmetik güzellik ürünlerinde kullanmaktalar.</p>
<p>İnsan üzerinde  yapılan testler :</p>
<p>Miroestrol insan üzerinde de test edilmiş ve 1961 de etkili bir östrojen etkisi olduğu rapor edilmiştir. Tayvanlı bir doktor 1941 de ham ekstraktı hastalarında test etmiştir. Sonuçlar bu bitkinin uygulanması konusunda umut vaat etmiştir.</p>
<p>Cilt testi:</p>
<p>6 adet dişi albino faresinin tüyleri kırpıldı ve %0,1 oranında pueraria mirifica enjekte edildi. Testler tamamlandı ve ciltte herhangi bir allerjik reaksiyon görülmedi. Bu dermal yayılmanın ciltte dermal iritasyona yol açmadığı görüldü. Dolayısıyla, bu bitki kozmetik ürünlerde allerji yapmadığı için kullanılabilir.</p>
<p>Pueraria Mirifica üzerinde yapılan araştırma ve çalışmalar :</p>
<p>Yapılan çalışmalarda 9 yıl boyunca kimyasal analizler, doku kültürü, kitle yayılması, kültür gelişimi, üretim, ürün gelişimi ve test aşaması gibi pek çok aşama kullanılmıştır. Sonuçlar, seçilen Pueraria mirificanın yüksek oranda isoflovan içerdiğini, yüksek antimutajenik etkilerinin yanı sıra insan meme kanser hücreleri üzerindeki yüksek öldürücü etkisi olduğunu göstermiştir. Günümüzde beslenme uzmanları tüketicilere post menopoz dönemindeki kadınlara ve hormon dengesizliği olanlara kanserden korunmak amacıyla düzenli olarak isoflovan kullanmalarını öneriyorlar.</p>
<p><strong><em>Pueraria Mirificada bulunan miroestrol ve türevlerinin yararları :</p>
<p></em></strong>Miroestrol ve türevleri göğüslerin büyümesi ve meme dokusunun şekillenmesi gibi çeşitli dokularda östrojenik ve mamojenik etkiyi yükselten çok kıymetli kimyasallardır.</p>
<p><strong><em>Soya ve pueraria mirifica arasındaki fark :</p>
<p></em></strong>Batıda sağlık için kullanılan bir bitki olan soya, düşük oranda fitoöstrojen içerir. Miroestrol ve türevlerini ise içermez. Vücuda olan faydası pueraria mirificaya oranla daha azdır. Araştırmacılar bu kimyasalların meme kanserine, prostat hiper plazisine, kolon kanserine, ve osteoporoza karşı güçlü birer kimyasallar olduğunu doğrulamaktadırlar. Bunun yanı sıra kardiyovasküler hastalıklara da kandaki kolesterolü düşürerek yardımcı olur ve menopoz dönemindeki sendromlara karşı etkilidir.</p>
<p><strong><em>Pueraria Mirificanın uygulanması :</p>
<p></em></strong>Pueraria mirifica ekstraktı içeren Oestro Cream kadınlarda hücre yenilenmesini ve göğüs hatlarının güzelleşmesine form kazanmasına dolgunlaşmasına yardımcı olacak şekilde düzenlenmiş bir üründür. Pueraria mirifica insan da bulunan östrojeni taklit eder. Bu yüzden, uygulandığı zaman vücutta kaybedilen östrojeni tamamlar ve spesifik bölgede hücre yenilenmesi sağlar.</p>
<table width="690" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td><strong><em>Aktif maddeler</em></strong></td>
<td width="549">Pueraria mirifica tuber ekstraktı ve MediLynk TM Transdermal taşıyıcılar</td>
</tr>
<tr>
<td><strong><em>Endikasyon</em></strong></td>
<td width="549">Göğüs ölçüsündeki gözle görülür dolgunlaşma ile birlikte elastikiyetinde, renginde ve neminde iyileşmeye yardımcı olur</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><strong><em>Göğüs gelişiminin mekanizması </em></strong></p>
<p>Genç bir kız ergenliğe girerken, overleri östrojen salgılamaya başlar ki bu da göğüslerde büyüme gibi vücutta pek çok değişikliğe sebep olur. Göğsün bağ dokularında yağ birikmeye başlar ve kanallar büyümeye başlar. Bir kadın menapoza girdiğinde, östrojen miktarı belirgin şekilde düşer. Bu düşüşle birlikte göğsün beze dokusunda da azalma olur. Göğsün bağ dokusu nemini ve elastikiyetini kaybeder. Bu, kadının yaşıyla orantılı olarak göğüslerin sarkmasına yol açar.</p>
<p><strong><em>Göğüslerin boyutunda östrojenin etkisi: muhtemel mekanizmalar </em></strong></p>
<p>Östrojenin göğüs gelişimindeki etkisi henüz tamamen anlaşılamamıştır. Göğüsteki pek çok hücre tipi östrojene cevap vermektedir. Östradiol Er? ve Erß reseptörlerine tutunup hücrelerde hareket eder. Östradiol tarafından indüklenen yağ hücrelerinin birikimi, östradiolün ?2a adrenalin reseptörlerinin sayısını artıran adipositlerdeki (yağ hücreleri) Er? reseptörlerine tutunmasıyla açıklanabilir. Bu reseptörler lipolisi bloke eder ve yağ birikimine izin verir. Daha sonra östrojen hareketi adipos doku gelişimi ile sonuçlanır bu da göğüslerin büyümesini sağlar. Şans eseri, yağ dokusundaki bu artış östrojenin fibroblastların üzerinde bir etki yaratır. Fibroblastlar, göğsün sıkılığını sağlayan kolajen liflerinin sentezini yapan hücrelerdir. Östrojen aynı zamanda süt kanallarını bçmlendiren epitel hücrelerin büyümesini uyarır böylece kanal sistemini ve bağlanma oranını geliştirir. İlginçtir ki, östrojen CGRP adlı bir faktörü salgılayan sinir hücrelerinin büyümesini uyarır. CGRP hücre metabolizması ve emzirme sırasında süt oluşumu için kullanılan besin maddelerinin taşınması için gerekli olan kan akışını artırıcı etkiye sahip vazodilator işleve sahiptir. Özetle, östrojenler göğüs dokusunu harekete geçirir, bu da göğüsün uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlar.</p>
<p><strong><em>Östrojenlerin cilt yaşlanmasının geciktirilmesindeki etkileri :</em></strong></p>
<p>Östrojenler, epidermisdeki hücre büyümesini, kolajen (dermisin temel protein yapısı) sentezini, ve hyaluronik asit (dermisin hidrasyonu için ana bileşen) sentezini çoğaltır. Östrojenler aynı zamanda yağ bezlerinin aktivitesini ve boyutunu azaltır. Buna karşın, anrojenler yağ bezlerinin aktivitesini ve boyutunu büyüten, yağ üretimini artıran, ve dermisdeki kolajeni azaltan enzimlerin üretimini artıran hormonlardır. Östrojenler spesifik reseptörlere bağlanarak cilt hücrelerini direkt olarak etkiledikleri gibi erkeklik hormonu olan androjenlerin negatif etkilerini sınırlarlar. Menapozdan sonra, östrojen sirkulasyonu düşer ve androjene karşı olan etkisi zamanla kaybolmaya başlar. Bu yüzden, cildin yaşlanması hızlanır. Östrojenle yapılan hormon tedavisi genç cildin korunmasında yardımcı olabilir.</p>
<p><strong><em>Fitomediatör mekanizma (Bitkisel Mediatör)  :</em></strong></p>
<p>Bitki bazlı mediatörler ilk defa 1933 yılında ayrıştırılmıştır. 1950 de 100den fazla bitkinin reseptör-aktivatör etkileri ortaya çıkarılmıştır. Kozmetik endüstrisinde, epidermis reseptörleri üzerinde çalışan cilt bakım ürünleri cilt yaşlanmasını geciktirme, kırışıklıkları azaltma ve göğüsleri büyütme gibi durumlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Fitomediatörlerle yapılan çalışmalar östrojenik aktivitelere benzer cildi yenileyici etkiler göstermiştir.<br />
Izoflavonlar en önemli fitomediatörlerden biridir ve östrojenle benzer kimyasal yapıya sahiptirler. Östrojen aktivitesini artıran ya da baskılayan östrojen receptörlerine bağlanırlar. Izoflavonların beta östrojen reseptörüne (Erß), alfa östrojen reseptörüne (Er?) nazaran daha güçlü bağlandığı görülmüştür. Bu durum, sağlık riski olmadan östrojenden faydalanmayı sağlar. Buna ek olarak, isoflavonların hareketi diğer güvenli, yararlı ve sinerjik olarak çalışan fito kimyasallarla birlikte olur.</p>
<p><strong><em>Puereria mirificadan ayrıştırılan gençleştirici doğal içerikler :</em></strong><br />
<em><br />
Puereria mirifica </em>Taylanda özgü yerli bir bitkidir ve Taycada Kwao Kreu Khao olarak bilinir. Papilonaceae familyasının alt grubu olan Leguminosae familyasından gelir. Purearin, daidzein,daidzin,genistein ve genistin (en yüksek östrojenik aktiviteye sahip isoflavonlardır) gibi aktif maddeler bitkinin yumrulu kökünde bulunur.</p>
<p>Geleneksel olarak Kuzey Taylandda Tay kadınları tarafından bu bitki düzenli olarak kullanılır. Kökler dilimlenip güneşte kurutulur. Toz haline getirilip balla karıştırılır.Biber tanesi şekli verilir. 3-6 ay boyunca her gece bir kere alınan tabletler şaşırtıcı özellikle sahiptirler. Bunlar (1) göğüste sıkılaşma ve büyüme (2)deride kolajen ve elastin sentezinin uyarılması (3) bağ dokularının yeniden yapılanması ve (4) derinin nemlenip yumuşaması olarak bildirilmiştir. Uzun süreli kullanımda Tayland Sağlık Bakanlığı herhangi bir alerjik reaksiyon gözlememiştir.</p>
<p><strong><em>Klinik değerlendirmeler :</em></strong><br />
<em><br />
Puereria mirifica</em> nın derinin biyokimyasal özellikleri üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi Kozmetik Araştırma Enstitüsü tarafından (Mahidol Üniversitesi,Tayland) gerçekleştirildi. 20 denek içinde %5 oranında <em>Puereria mirifica </em>bulunan kremden her gün bir kere göğüslerine uyguladı. 4 hafta sonra göğüs büyüklüklerinde gözle görülür gelişmeler saptandı. Aynı zamanda deri elastikiyeti, açıklığı ve nemi konusunda da bütün deneklerde gelişme görüldü.</p>
<p>MediLynk TM Oestro Cream Medylynk Transdermal Taşıyıcılar (TDV) içeren, taşıyıcı olarak doğal yağları kullanan tescilli bir teknoloji platformudur. Bu taşıyıcılar ve aktif maddeler güvenli ve doğal bir ortamda yüksek yükleme oluştururken aynı zamanda son derece stabildirler. MedyLynk TDVnin hem yağ hem de suda çözünen aktif maddelerin taşınmasında etkili olduğu kanıtlanmıştır. MediLynk TM Oestro Cream in içindeki Puraria mirificanın (%10w/w) kozmetik özellikleri ve yararları MedyLynk TDV (% 5 w/w) ile güçlendirilmiştir.</p>
<table width="512" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center" width="270"><strong>Göğüs gelişimi &amp; Toparlanma</strong><br />
Göğüs gelişimi (Measuring Tape)</td>
<td align="center" width="226"><strong>Kolajen &amp; Elastin sentezi</strong><br />
Cild elastikiyeti (Cutometer</td>
</tr>
<tr>
<td align="center" bgcolor="#FFFFFF" height="182"><img src="http://oestro.com.tr/image/gogus_gelisimi_ve_toparlanma.jpg" alt="" width="269" height="178" /><br />
Hafta</td>
<td align="center" bgcolor="#FFFFFF">
<img src="http://oestro.com.tr/image/kolajen_ve%20elastin_sentezi.jpg" alt="" width="257" height="178" /><br />
Hafta</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center"></td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Epidermis hücre yenilenmesi</strong><br />
Cild parlaklığı (Mexameter)</td>
<td align="center"><strong>Cildin nem ve yumuşaklığı</strong><br />
Nemlendirme (Corneometer)</td>
</tr>
<tr>
<td align="center" bgcolor="#FFFFFF">
<img src="http://oestro.com.tr/image/epidermis_hucre_yenilenmesi.jpg" alt="" width="269" height="182" /><br />
Hafta</td>
<td align="center" bgcolor="#FFFFFF">
<img src="http://oestro.com.tr/image/cildin_nem_yumusakligi.jpg" alt="" width="248" height="182" /><br />
Hafta</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center" height="57"><img src="http://oestro.com.tr/image/control.jpg" alt="" width="128" height="41" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>4 hafta sonra göğüs büyüklüklerinde gözle görülür gelişmeler saptandı. Aynı zamanda deri elastikiyeti, açıklığı ve nemi konusunda da bütün deneklerde gelişme görüldü.</p>
<p>Tayland Sağlık Bakanlığı Ulusal Dermatoloji Enstitüsü insan cildi üzerinde uzun süreli araştırmalar sonunda herhangi bir  alerjik reaksiyona rastlamamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-nedir-etken-bitki-ozu-ile-ilgili-onemli-arastirma-ve-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fito Östrojenler ile İlgili Uzman Görüşleri</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenler-ile-ilgili-uzman-gorusleri/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenler-ile-ilgili-uzman-gorusleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 12:59:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1715</guid>
		<description><![CDATA[Dr. İlkay ORHANa,Dr. Murat KARTAL aFarmakognozi AD, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,bFarmakognozi AD, Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, ANKARA Bitkilerde doğal olarak bulunan fitoöstrojenler östrojene benzer özellikler gösteren bileşiklerdir. Östrojenik etkinlikleri uzun süre önce fark edilmiş olmasına rağmen, son yıllarda oldukça fazla popülarite kazanmışlardır. Fitoöstrojenler kimyasal yapılarına ve bulundukları dokulardaki östrojen reseptör tiplerine bağlı olarak hem östrojen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. İlkay ORHANa,Dr. Murat KARTAL</p>
<p>aFarmakognozi AD, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,bFarmakognozi AD,<br />
Ankara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, ANKARA<br />
Bitkilerde doğal olarak bulunan fitoöstrojenler östrojene benzer özellikler gösteren bileşiklerdir. Östrojenik etkinlikleri uzun süre önce fark edilmiş olmasına rağmen, son yıllarda oldukça fazla popülarite kazanmışlardır. Fitoöstrojenler kimyasal yapılarına ve bulundukları dokulardaki östrojen reseptör tiplerine bağlı olarak hem östrojen benzeri, hem de östrojen etkisinin tersi etki gösterme özelliğine sahiptirler. Bilim dünyasının bu maddelere ilgisi; fitoöstrojen yönünden zengin besinleri tüketen toplumların, menopoz sonrasındaki dönemde, karşılaştıkları sağlık sorunları sıklığının az oluşunun gözlenmesiyle doğmuştur. Batılı kadınların menopoz sonrasında oluşan yüksek orandaki sağlık sorunlarına karşılık, özellikle Uzakdoğulu kadınların, bu sorunları daha nadir olarak yaşamaları; fitoöstrojenler üzerine olan ilgiyi ve merakı artırmıştır. Bu derlemede, fitoöstrojenler kimyasal yapılarına göre sınıflandırılarak, doğal olarak bulundukları bitkisel kaynaklar ve östrojenik ve anti-östrojenik etkileri hakkında genel bilgi sunulması amaçlanmıştır.</p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Fitoöstrojen; izoflavon; lignan; östrojen</p>
<p><strong>Turkiye Klinikleri J Cosm Dermatol-Special Topics 2008;1(2):58-64</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>Antiaging Için Fitoöstrojenler</p>
<p>Dr. Çağlayan ÜNSALa,Dr. Günay SARIYAR</p>
<p>aFarmakognozi AD, İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, İSTANBUL<br />
Fitoöstrojenler, insan vücudunda östrojene benzer biyoaktivite gösteren, doğal olarak oluşan steroidal olmayan bitkisel kökenli maddelerdir. Son yıllarda, fitoöstrojenler birçok kadının yan etkileri nedeniyle östrojenik ilaç kullanmaya isteksiz oluşu yüzünden hormon replasman tedavisine (HRT) etkili alternatifler bulma girişimi içinde ilaç endüstrisi arasında bir hayli ilgi yaratmıştır. Bu yüzden soya (Glycine max), kızılyonca (Trifolium pratense) ve karayılan kökü (Cimicifuga racemosa) ekstrelerini içeren fitofarmasötiklerin satışı birçok ülkede artmıştır. Östrojenik özelliklerinden başka, fitoöstrojenlerin özellikle izoflavonların polifenolik yapılarına bağlı olarak antioksidan etkileri vardır. İzoflavonlar serbest radikal süpürücü aktiviteleri ile oksidatif DNA hasarını önleyebilirler. Antioksidanların yaşlanmaya ve kanser ve kardiovasküler hastalıklar gibi yaşlanmanın dejeneratif hastalıklarına karşı savunucu olduğu bilinmektedir. Fitoöstrojenler ayrıca insan derisi karsinogenezini ve cilt yaşlanmasını önlemede etkilidirler.</p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Fitoöstrojenler; bitkisel ilaç</p>
<p><strong>Turkiye Klinikleri J Med Sci 2008;28(Suppl):S160-S165</strong></p>
<p><strong> </strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<strong></p>
<p>Fitoöstrojenlerden yararlanıyor musunuz?</p>
<p></strong>Fitoöstrojenler çeşitli bitkisel besinlerde bulunan ve östrojen benzeri etki gösteren maddelerdir. Yapılan çalışmalarda kemik, beyin ve kalp-damar sistemine olumlu etkilerinin olduğu belirtilmekte, meme ve rahim kanseri riski üzerine herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı vurgulanmaktadır. Fitostrojenler <strong>izoflavon</strong> ve<strong> lignanlar</strong> olmak üzere iki gruba ayrılır. İzoflavonlar genellikle soya ürünlerinde, lignanlar ise tahıl kepeğinde bulunur. Ancak östrojen benzeri etkisi en fazla olan fitoöstrojenler; <strong>daidzein</strong> ve <strong>genistein</strong> adlı iki türü bulunan izoflavonlardır. Asya ırkı halklarda, özellikle Japonlarda meme, endometrium, kalın bağırsak ve yumurtalık kanserlerinin az görülmesinin nedeni olarak fitoöstrojenlerin fazla miktarlarda tüketilmesi gösterilmektedir. Menopoz dönemindeki Japon kadınlarda sıcak basması, terleme ve çeşitli ağrılar batılı kadınlara göre daha azdır.</p>
<p>Prof Dr Osman Müftüoğlu</p>
<p>Kaynak Hürriyet</p>
<p>webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/03/28/435028.asp<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>KOCAELİ (İHA) &#8211; Kadın Sağlığı Uzmanı Dr. Meltem Çam, menopoza bağlı şikayetleri azaltmak için yapılan tedavilerde Almanya ve ABD&#8217;de hekimler tarafından en çok bitkisel ilaçların verildiğini belirterek, &#8220;Cohosh, soya, isoflavan, ginseng ve yeşil çay, kedi otu menopoza bağlı şikayetleri azaltıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Menopozun kadının üretkenliğinin bitişi olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Uzmanı Dr. Meltem Çam, &#8220;Vücutta yavaş yavaş östrojen ve progesteron denen hormonların üretimi durur. Adetler seyrekleşir, düzensizleşir, 3 ila 5 yıl sonra da tamamen durur. Kadının sıcak basmaları, ruhi durum değişiklikleri, eklem ağrıları ve vajinal kuruluğu olur. Artık östrojenin koruyucu etkisi olmadığı için kadın, kalp hastalıkları, kemik erimesi (osteoporoz) ve diğer sağlık problemleriyle karşı karşıya kalır. Ortalama olarak menopoz 45-55 yaş civarında olur. Aynı ergenlikte adetlerin başlaması gibi menopozun zamanı da kadınlar arasında farklılıklar gösterir&#8221; dedi.</p>
<p>Her kadının menopozu yaşayışının birbirinden farklı olduğunu ve menopoza ait şikayetlerin bazı kadınlarda çok, bazılarında ise az olabildiğine dikkat çeken Çam, &#8220;Menopozun ilk görülen şikayetleri, ruhi dalgalanmalar, panik ataklar, uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete (huzursuzluk), sıcak veya soğuğa hassasiyet, eklem ve kas ağrıları, alerjiler ve baş ağrılarıdır. Östrojendeki azalma devam ettikçe bu şikayetlere gece terlemeleri, halsizlik, vajinde kuruluk, cinsel istek veya cevapta farklılıklar, unutkanlık, sıcak basmaları ve kiloda farklılaşmalar eklenir. Menopoz hastalık olmamakla birlikte menopoza bağlı şikayetler kadının hayatını çekilmez hale getirebilir. Vücutta tükenen östrojenlerin dışarıdan ilaç olarak takviye edilmesi bu şikayetleri azaltıp ortadan kaldırabilir. Bu tedavi için kullanılan sentetik veya hayvani östrojenler, sıcak basmaları, ruhi dalgalanmalar ve vajinal kuruluk olmak üzere menopoz şikayetlerini belirgin olarak azaltırlar. Östrojen tek başına verilince rahim kanseri riskini</p>
<p>arttırdığı için rahmi olan hastalara progesteron hormonu ile birlikte verilir. Menopoz için östrojen ve progesteron içeren bu ilaç tedavilerine hormon replasman (yerine koyma) tedavisi denir. Halen meme kanseri olan veya artış riski olan hastalar hormon replasman tedavisi için uygun değildirler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Son dönemlerde fitoöstrojen denilen doğal bitkisel östrojenlere olan eğilimin gittikçe yaygınlaştığını ifade eden Dr. Çam, &#8220;Bitkisel östrojenlerin özellikleri, molekül yapılarının vücutta bulunan östrojen molekülüne çok benzemesidir. Bu benzerlik insan vücudunun bu molekülü kendi östrojen molekülü olarak algılamasını sağlamaktadır. Bu da östrojen yetersizliğinde ortaya çıkan belirtilerin azalmasını sağlayabilir. Doğal fitoöstrojenlerin içerisinde en önde gelenleri isoflavanlardır. İsoflavanlar kimyasal olarak östrojenlere benzer özellikler gösterirler, ancak daha hafif etkilidirler. En önemli fitoöstrojen kaynaklarından birisi soyadır. Son yıllarda gözde olan bir diğer ürün de black cohosh isimli bitki ekstresidir. Yılan otu olarak da adlandırılan bu bitki ekstresi hafif östrojen etkilidir. Menopoz döneminde sık sık görülen sıcak basması, ani terlemeler, sinirlilik ve düzensiz uyku gibi rahatsızlıkların etkisini azaltır. Özellikle östrojen replasman tedavisinin kontrendike olduğu durumlarda vücutta östrojen benzeri etki göstermesinden dolayı kullanılmaktadır. Almanya ve ABD de, hekimler tarafından en fazla reçetelenen bitkisel ilaçların başında gelmektedir. Menapozal bir kadın için en önemli iki faktör egzersiz ve hayat tarzını düzenlemektir. Merdivenleri kullanmak, günlük yürüyüş süresini arttırmak yapılabilecek en iyi ve en basit egzersizlerdir. Hayat tarzını düzenlemeye gelince depresyon, stres ve öfkeyle baş edebilmek için gerekirse psikolojik yardım almak ve duygusal desteğin önemi vurgulanabilir. Menopozal şikayetlerin azalması için tavsiye edilen diğer bitkiler ginseng, valerian (kedi otu) ve yeşil çaydır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Kaynak 13 05 2009<br />
www.webhatti.com/hastaliklar/153516-menopoza-bitki-cayli-cozum.html</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>+ Oestro Cream 45g &#8211; Dr. Ahmet Günay<br />
+ Oestro Cream Ekonomik 2&#8242;li Set 2x45g &#8211; Dr. Ahmet Günay</p>
<p>Güzel göğüsler için doğal takviye,</p>
<p>Her kadın diri ve biçimli göğüslere sahip olmak ister. Genetik olarak &#8216;güzel&#8217; göğüslere sahip olmayan ya da hızlı kilo alıp vermekten kaynaklanan deformasyondan şikayet eden kadınlar ise ya kozmetik sektöründe ya da estetik kliniklerinde çare arar. Şimdi ise kadınlar için yepyeni bir &#8216;buluş&#8217; var. Artık bıçak altına yatmak istemeyen kadınlar, yüzde yüz bitkilerden yapılan ürünleri kullanarak hayallerini süsleyen göğüslere kavuşabiliyor. Hormonlardan kaynaklanan kanserlere kaşı koruyucu özelliği bulunan, menopoz, ostropoz tedavilerinde kullanılan ve fito östrojen olarak bilinen bitkisel hormonlar, sadece bu hastalıklarla savaşmakla kalmıyor aynı zamanda göğüsleri de biçimlendiriyor. Fito östrojenlerin göğüsteki algılayıcılar tarafından algılandığını söyleyen Uzman Hekim Dr. Ahmet Günay, böylelikle göğüslerin hacminin büyümeye başladığını anlatıyor: &#8220;Vücut bu fito östrojenleri algılayarak, meme bezleri ve kanallarda sıvı tutulmasını sağlayıp memenin daha gergin ve daha büyük olmasını sağlıyor. Bu şekilde göğsü bir iki hacim kadar büyütüyor.&#8221; Aslında bu bitkisel hormonların gıdalarla alınmasını yeğlediklerini söyleyen Günay, daha diri göğüslere sahip olmak isteyenlerin tüketmeleri gereken besinleri ise şöyle sıralıyor: &#8220;Sarımsak ve fesleğen gibi lezzet vericiler; soya gibi kuru baklagiller; buğday ve pirinç gibi tahıllar; bezelye, havuç ve patates gibi sebzeler; hurma, nar, vişne ve elma gibi meyveler. &#8220;</p>
<p>Dr. Günay sıkı ve biçimli göğüslere sahip olmak isteyenlerin kullandığı ürünlerin kullanımı sırasında göğse yönelik egzersiz yapılmasını ve bahsedilen besinlerden bol bol tüketilmesini öneriyor. Bu göğüslerin ulaştığı hacmi ve sıkılığı daha uzun süre korumasını sağlıyor. Bahsedilen gıdalar düzenli olarak tüketildiğinde, egzersizler ihmal edilmediğinde ve ürün kürleri yılda bir kez tekrarlandığında göğüslerin sıkılığı ve şekli korunabiliyor.</p>
<p>* Dermatoloji uzmanı, Avrupa Akademi Dermatoloji Birliği Üyesi.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p><em><strong>CİLT ÜZERİNDEN HIZLI EMİLİM </strong></em></p>
<p>Çok yaygın bir ilaç veriliş sekli olmasına rağmen, oral (ağız yolundan) uygulamanın bazı dezavantajları da vardır. Şöyle ki, ağız yolundan alınan bazı ilaçların tamamından vücut yararlanamaz, verilen ilacın bir kısmı bağırsakta veya karaciğerde parçalanır, bu nedenle ilaç etki edeceği bölgeye yeterli bir konsantrasyonda ulaşamaz. Etki suresi kısa (veya yarılanma zamanı kısa) olan ilaçların ise günde birkaç defa uygulanması gerekir, bu da hastanın tedaviye uyumunu azalttığı için hem tedavide başarısızlığa yol acar, hem de bu nedenle tedavi maliyetini artırır. Bazı ilaçlar ise mukozaları irite ettiği için, tahriş edici özellikte olduğu için, oral yoldan verildiği zaman gastrointestinal şikayetlere (mide bağırsak şikayetlerine) yol açabilir ve kronik (uzun sureli) kullanımda ülser veya mide kanamasına yol açabilir. Oral yoldan ilaç kullanımında bir diğer dezavantaj da, ilacın besinlerle veya başka ilaçlarla birlikte alınması durumunda, bazı ilaç-ilaç veya besin-ilaç etkileşmelerinin meydana gelebilmesi, ve bunun sonucunda istenmeyen veya beklenmeyen etkilerin ortaya çıkabilmesidir.</p>
<p>Saydığım bu dezavantajlar nedeniyle bazı hormonlar (östrojenler, androjenler vd.), kardiyovaskuler hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar (nitrogliserin, isosorbid dinitrat vd.), bazı analjezik ilaçlar (ağrı kesiciler,  örn. morfin, fentanyl v.d.), romatimal hastalıklarda veya spor yaralanmalarında kullanılan bazı ilaçlar (nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar, örn. nimesulid, diklofenak vd.), taşıt tutmasına karsı kullanılan ilaçlar (örn. scopolamin), sigara içme alışkanlığının bırakılması amacıyla kullanılan nikotin ve diğer bazı ilaçların oral yol dışındaki yollardan uygulanması ile daha basarili bir tedavi sağlanır.  Bu bakımdan hızlı emilim uygulama önemli bir alternatiftir ve gerek uygulama kolaylığı ve yan etkilerin az olması, gerekse hastanın tedaviye uyumu bakımından çoğu kez tercih edilen bir yoldur. Hızlı emilim uygulama ile ilaç karaciğeri &#8220;bypass&#8221; ettiği için (karaciğere uğramadığı için) düşük dozlarda terapötik etki sağlanabilmekte, diğer taraftan oral uygulamada ortaya çıkabilecek yan etkilerden kaçınılabilmektedir. Ayrıca hızlı emilim uygulama ile ilacı önceden belirlenmiş bir hızda veya uzun sure etkili olmasını sağlayacak şekilde vücuda vermek de mümkündür.</p>
<p>Hızlı emilim uygulama için kullanılan baslıca dozaj şekilleri kremler, jeller veya flasterlerdir (TTS, hızlı emilim terapotik sistemler).  İlaç teknolojisi acısından hızlı emilim dozaj şekillerini geliştirmek zordur ve bu formulasyonlarin hazırlanması, ileri düzeyde eczacılık tekniklerini gerektirir. Zira her ilaç deriden kolayca geçip sistemik dolaşıma giremez. Deriden geçerek sistemik etki meydana getirebilmeleri, yani etki edecekleri bölgeye ulaşabilmeleri, ilacın &#8220;taşınmasını&#8221; sağlayan özel ve çoğu kez patentli formulasyonlar ile (&#8220;hızlı emilim delivery systems&#8221;) mümkün olabilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, hızlı emilim uygulama, diğer uygulama şekillerine kıyasla avantajlı, etkili ve güvenli bir ilaç veriliş yoludur.</p>
<p>Prof. Dr. Gül Baktır<br />
I.U. Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>&#8220;Bize başvuran hastaların cilt tipi ve yaşım göz önünde bulundurarak. <span style="text-decoration: underline;">fito hormon</span> içeren ürünler tavsiye ediyoruz. Zaten ülkemizde gerçek hormon sentezlenmiş ürünler mev­cut değil. Pek çok ülkede de, kont­rolsüz kullanıldığı takdirde kana geçerek yan etkilere yol açabileceği düşüncesiyle bu tür ürünlere ruhsat verilmedi.&#8221;<br />
<strong>Ülkü Çağlayan Dermatoloji Uzmanı</strong></p>
<p><strong>Kaynak http://www.genetikbilimi.com/genbilim/guzellikhormonlar.htm</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>25 07 2006 Sabah haber arşivi</p>
<p>Fitoöstrojenler: Menopozu doğal yaşamak&#8230;</p>
<p>Menopoz; kadın hayatının doğal bir evresidir. Ateş basması, kalp çarpıntısı, aşırı terleme, eklem ağrıları, cilt kuruluğu, uyku bozuklukları, depresyon, konsantrasyon ve hafıza güçlüğü, sinirlilik, vajinal kuruluk gibi çeşitli sıkıntılardan, kalp damar hastalıkları ve kemik erimesi gibi ciddi sağlık problemlerine kadar bir dizi sorunu beraberinde getirir. Genelde 45-55 yaşları arasında, östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salgılanmasının durmasıyla, her kadının farklı fizyolojik ve psikolojik boyutlarını yaşadığı bu doğal sürece girilir. Bu sebeple pek çok hekim hastalarına &#8216;hormon takviyesi tedavisi&#8217; uygulamaktadır. Bu; eksilen doğal östrojenlerin yerini suni kadınlık hormonlarıyla doldurmayı amaçlayan bir tedavidir. Her hastaya göre özel olarak planlanan bu tedavi sonucunda menopozun belirtileri ortadan kalkar. Buna rağmen hekimlerin önemli bir bölümü, hala östrojen takviyesinin masumiyeti hakkında ciddi kuşkular taşımaktadır. Kimi uzmanlar ise &#8216;klasik&#8217; hormon tedavisini istemeyen hastalarına, temelinde &#8216;fitoöstrojenler&#8217; olan tedaviler önermektedir. Bunlar; suni östrojenlere oranla etkileri oldukça sınırlı olan, ama yan etkileri de aynı oranda az veya hiç bulunmayan, değişik bitkilerden elde edilen doğal östrojenlerdir ve menopoza ilişkin pek çok sorunu çözmede önemli katkılarının olabileceği gösterilmiştir. Bilim dünyasının bu maddelere ilgisi; fitoöstrojenden zengin bitkileri tüketen toplumların, menopoz ve sonrasındaki dönemde, karşılaştıkları sağlık sorunları sıklığının az oluşunun gözlenmesiyle doğmuştur. Özellikle Uzakdoğulu kadınların, Batılılar&#8217;ın menopoz sonrasında oluşan yüzde 80&#8242;lik sağlık sorunları oranına karşılık, yüzde 18 gibi bir farkla daha nadir olarak bu sorunları yaşamaları; fitoöstrojenlere olan ilgiyi artırmıştır. Bu toplumlarda soya tüketimi oldukça fazladır. Soya, izoflavon adı verilen bir grup zengin fitoöstrojen içerir ve bu madde insanda östrojen reseptörlerine kolaylıkla bağlanarak etki gösterir. Fitoöstrojenler, yaklaşık 300 adet bitki türünde bulunur. Bilimsel anlamda, insan hormonlarına göre oldukça zayıf ama benzer östrojenik etkisi olan moleküller olarak tanımlanır. Dört ana grubu vardır: İzoflavonlar, lignanlar, kumestanlar ve laktonlar. En yaygın ve önemli iki grubu izoflavonlar ve lignanlardır. İzoflavonlar, özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, bezelye, mercimek, brüksel lahanası ve şarapta bulunur. Lignan grubu ise daha yaygındır: Zeytinyağı, ayçiçek yağı, susam, sarımsak, soğan, pirinç, ketentohumu, yerfıstığı, armut, kiraz, ahududu, böğürtlen ve şerbetçiotunda bulunur. Kumestanlar yoncada, laktonlar ise hemen hemen tüm bitkilerde, ama az miktarlarda bulunur. Son zamanlarda bilim dünyasını meşgul eden bu maddelerle ilgili çok sayıda araştırma yayımlanmıştır. &#8216;Clinical Endocrinology&#8217; adlı bilimsel dergide, menopozdaki kadınların kemik yoğunluğu ile fitoöstrojen tüketimi arasındaki ilişkiyi gösteren çalışma ilgi çekicidir. Güçlü kemiklere sahip olmak için fitoöstrojen tüketiminin önemi ispatlanmıştır. Bir başka araştırmaya göre, kalp damar hastalıklarını önlemede izoflavon ve lignanlar önemli rol oynamaktadırlar. Kötü huylu kolesterol olarak adlandırılan ve damarların iç duvarlarında biriken LDL&#8217;nin azaltılmasında olduğu kadar, iyi huylu kolesterol HDL&#8217;nin kandaki düzeylerinin artmasında da etkileri olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla bunlar, aynı zamanda güçlü anti-oksidanlardandır. Vücudun anti-oksidan enzimlerini harekete geçirirler. Fitoöstrojenlerin, laboratuar çalışmalarında, tümöral hücre gelişimini engelledikleri de tespit edilmiştir. Cilde ve metabolizmanın işleyişine katkıları da yine aynı oranda önemlidir. Pek çok açıdan dikkate alınmaya değer görülen bu maddelerin tüketimiyle ilgili, yine de dikkatli olunması; özellikle hormonal tedavide olanlar açısından bir kat daha önemlidir. Soya bazlı gıdalar, kimi ülkelerde değişik işlemlere tabi tutulduklarından, fitoöstrojenlerini önemli ölçüde yitirebilirler. Bu nedenle besin takviyeleri şeklinde eczanelerde satılan formları tercih edilmektedir. Ancak mutlaka bunların da jinekolog veya hormon hastalıkları uzmanı hekimlerin görüşü alınarak tüketilmeleri sağlıklı olacaktır. Yaşlanma etkilerinin geciktirilmesinde, menopoz ve bu dönemde karşılaşılan sorunların çözümünün de önemi açısından bugünkü konuyu bilginize sunmak istedim.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p><strong>2005, Cilt 48, Sayı 1, Sayfa(lar) 069-084</strong></p>
<p><strong>Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Dergisi</strong></p>
<p><strong>Hacettepe Tıp fakültesi Pediyatri Profesörü Turgay Coşkun</strong></p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Bilimsel teknolojideki gelişmeler diyet ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi anlamamıza olanak vermiş olup, fonksiyonel besinle, bunların sağlığımızın korunması ve geliştirilmesindeki rolleri daha çok ilgi çeker hale gelmiştir. Besinler artık sadece içerdikleri makro- ve mikrobesleyiciler ile değerlendirilmez olmuştur. Son zamanlarda biyolojik düzenleyici rolleri üzerinde daha çok durulmaktadır. Temel besleyici özelliklerinin ötesinde sağlığımıza olumlu katkıları olan besinlere fonksiyonel besinler adı verilmektedir. Fonksiyonel besinler hiçbir işlem görmemiş doğal bir besin maddesi olabileceği gibi fonksiyonel bir besin öğesi ile zenginleştirilmiş veya genetik mühendislik yöntemleri ile değişikliğe uğratılmış bir besin de olabilir ve günlük diyetle tüketilir. Çok çeşitli besin ve besin ögesinin sağlığımız üzerinde olumlu etkileri, bazı kronik hastalıklardan korunmada ve bu hastalıkların tedavisinde katkıları olduğu gösterilmiştir. Domateste bulunan likopen, somon balığında bulunan omega-3 yağ asitleri ve soyada bulunan fitoöstrojenler gibi çeşitli meyva ve sebzelerle tahıllar, balık, süt ve et ürünlerinde fonksiyonel özellikli bileşenler bulunmaktadır. Düzenli fonksiyonel besin tüketimi kanser ve kardiyovasküler hastalıklardan korunma ve tedavide, gastrointestinal sistemin sağlığının korunmasında, menapoz semptomlarının hafifletilmesi, osteoporozun önlenmesi ve göz sağlığının korunmasında etkilidir. Fonksiyonel besinlerin sihirli birer mermi oldukları düşünülmemeli, sağlığımız üzerindeki olumlu etkilerinden yararlanabilmek için çeşitli besinleri içeren dengeli bir diyet tüketmeliyiz.</p>
<p>Giriş</p>
<p>Besinlerin temel işlevi organizmanın metabolik gereksinimleri için gerekli maddeleri sağlamaktır. Oysa, besinler metabolik aktivitemiz için gerekli makro- ve mikrobesleyicilerden başka sağlığımız üzerinde olumlu etkileri olan bileşenler de içermektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r1#r1">1 </a>-<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r3#r3">3 </a>]. Son yıllardaki bilimsel çalışmalar diyet ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi açık bir şekilde ortaya koymuş olup, epidemiyolojik çalışmalar diyetin kronik hastalıkların önlenmesindeki rolüne işaret etmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r4#r4">4 </a>]. Beslenme alışkanlıklarının daha fazla meyva, sebze ve tahıl tüketecek şekilde değiştirilmesi kronik hastalıkların önlenmesinde etkin ve pratik bir yaklaşımdır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r5#r5">5 </a>]. Böylesi bir yaklaşımla Amerikadaki kanserli vaka sayısının üçte bir oranında azaltılabileceği vurgulanmaktadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r6#r6">6 </a>] Tedaviden çok önleyici yaklaşımların üstün tutulduğu ise bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Son yıllarda bazı besinlerin doğal yollardan hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki etkinliğinin bilimsel olarak ortaya konulması, sağlığımızın korunmasında beslenme desteğininin önemini arttırmıştır. Bu nedenle, fonksiyonel besinler, nutrasötikler (nutraceuticals) ve doğal sağlık ürünleri daha fazla tüketilir hale gelmiştir.</p>
<p>Besleyici özellikleri dışında vücudumuza fizyolojik yararlar sağlayan ve/veya kronik hastalık riskini azaltabilen besinlere fonksiyonel besinler denilmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r3#r3">3 </a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r4#r4">4 </a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7 </a>-<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r10#r10">10 </a>]. Fonksiyonel besinler terimi yerine sağlık besinleri, tıbbi besinler, düzenleyici besinler, özel beslenme amaçlı besinler ve farmakolojik besinler gibi adlar da kullanılmaktadır [<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r11#r11">11 </a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r12#r12">12 </a>]. Fonksiyonel besin terimi besinin sağlık ile ilişkisi olduğunu vurgulayan bir terimdir. Giderek artan sayıda bilimsel çalışma besin bileşenlerinin (bitkisel kaynaklı olanlara fitokimyasallar, hayvansal kaynaklı olanlara zookimyasallar denilmektedir) sağlık üzerinde olumlu etkilerinin olduğuna, kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesine katkıda bulunduğuna ilişkin sonuçlar vermektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7 </a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r13#r13">13 </a>].</p>
<p>1990 yılına kadar 5000den fazla flavonoid alt grubu saptanmıştır. Flavonodiler içerdikleri C halkasındaki değişimlere göre altı ana alt gruba ayrılabilir: flavonlar, flavanoller, flavanonlar, katekinler, antosiyanidinler ve isoflavonlar[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r23#r23">23</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r29#r29">29</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r43#r43">43</a>].</p>
<p>Çeşitli bitkisel kaynaklı besin ve içecekler (meyvalar, sebzeler, çay, kakao, şarap) flavonoidlerden zengindir. Bir flavonol olan quercetin besinlerde (özellikle soğanda) bolca bulunur. Çay da flavonol ve flavon grubundan olan quercetin ve kaempferolden zengindir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r29#r29">29</a>].</p>
<p>Flavonoidler serbest radikal yakalayıcısı olmaları, enzim aktivitelerini düzenlemeleri, hücre çoğalmasını inhibe etmeleri, antibiyotik, antiallerjen, antidiyareik, antiülser ve antiinflamatuvar ilaç gibi hareket etmeleri dolayısı ile araştırmacıların ilgisini çekmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r19#r19">19</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r23#r23">23</a>].</p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar flavonoidlerin oksidatif DNA zedelenmesini serbest radikal tutulması dışında mekanizmalarla önlediğini göstermektedir. Endojen antioksidanların korunup ve güçlendirilmesi yolu ile de etkili olabilirler. Flavonoidlerin çoğu glutatyon-Stransferazı (GST) aktive etme yeteneğine sahiptir. Quercetin, myricetin ve fisetin gibi flavonoidler istatistiksel olarak anlamlı derecede GST aktivitesini artırarak etkili olur. GSTnin mutajenik potansiyeli bulunan ksenobiyotikleri detoksifiye ederek etkili olduğu düşünülmektedir. Böylece, GSTyi arttırarak etkili olan bileşiklerin oksidatif stresi azalttığını ve mutajenik ksenobiyotikleri detoksifiye etiğini söyleyebiliriz[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r29#r29">29</a>]. Finlandiyada 9959 kadın ve erkek üzerinde yapılan bir çalışmada flavonoid alımı ile kanser arasında ters bir ilişki saptanmıştır. Flavonoid alımı yüksek olanlarda 24 yıllık izlem sonunda akciğer kanseri oranının %50 azaldığı gösterilmiştir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r44#r44">44</a>]. Hawaide elma ve soğan tüketimi ile akciğer kanseri arasında ters bir ilişki belirlenmiştir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r45#r45">45</a>]. Soğan tüketimi ile plazmada quercetin düzeylerinin, lenfosit DNAsında kırılganlık direncinin arttığı ve idrarda oksidatif metabolitlerin azaldığı gösterilmiştir6. Elma ekstreleri in vitro olarak tümör hücre çoğalmasını baskılamaktadır. Kabuklu 50 mg elma (yaş olarak) tümör hücresi çoğalmasını %42, kabuksuz 50 mg elma ise tümör hücresi çoğalmasını %23 oranında baskılayabilmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r6#r6">6</a>].</p>
<p>İnsan vücudundaki doğal östrojenler gibi davranan bazı kimyasal maddelere fitoöstrojenler denilmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r1#r1">1</a>]. Bu bileşiklerin östrojenik etkisi zayıftır. Fitoöstrojenler hem östrojen agonisti hem de antagonisti gibi davranabilir. Östrojen agonisti olarak östrojenik etki yapar. Antagonist olarak da östrojen reseptörlerini tutarak doğal östrojen etkilerini baskılar[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r47#r47">47</a>].</p>
<p>Östrojenler erkek ve kadın üreme sisteminin büyüme ve fonksiyonunu etkiler, iskelet ve santral sinir sisteminin düzenli işleyişini sağlar, kardiyovasküler sistemi korur, kolon kanserine ve derinin yaşlanmasına karşı organizmayı korur[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r48#r48">48</a>]. Östrojenlerin vücuttaki bu etkileri gözönünde bulundurulduğunda fitoöstrojenlerin sağlık üzerinde etkili olduğunun saptanması sürpriz olmaz. Birçok kadın östrojen yerine koyma tedavisinde düzensiz kanamalara neden olabilen, meme ve endometrium kanseri riskini artırabilen doğal östrojen yerine fitoöstrojenleri tercih etmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>]. Menapoz sonrası osteoporozun ana nedeni östrojen eksikliğidir. Östrojene benzer lignan ve izoflavon gibi bileşiklerin verilmesinin osteoporozu önleyebileceği düşünülmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r49#r49">49</a>].</p>
<p>Fitoöstrojenler özellikle hormon bağımlı olan kanserlerin kontrol ve önlenmesinde rol oynar. Meme kanseri, hipospadias, testis ve prostat kanseri gibi östrojen ilişkili kanserler fitoöstrojen alımının yüksek olduğu ülkelerde daha düşük orandadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r36#r36">36</a>]. Örneğin, vejeteryanlarda ve Akdeniz havzasında yaşayanlarda meme kanseri oranı düşük, idrarla fitoöstrojen atılımı yüksektir. Soya tüketiminin yüksek olduğu Hong Kong ve Singapurda, meme kanseri oranı düşüktür[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r6#r6">6</a>]. Fitoöstrojenlerin kanser önleyici olası mekanizmaları arasında; DNA topoizomerazının inhibisyonu, anjiogenezin baskılanması, kanserli hücrelerin farklılaşmasının ve apoptozunun indüklenmesi sayılabilir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r47#r47">47</a>].</p>
<p>Hücresel ve moleküler düzeydeki diğer etkileri arasında; steroid ve yağ asitlerinin biyosentezi, serumda steroid taşıyıcı proteinlerin (seks steroidi bağlayıcı protein, alfa-fetoprotein) ve hormonların hücre içinden ve membranlardan membran ve çekirdek reseptörlerine taşınması sayılabilir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>].</p>
<p>Soya fasulyesi önemli bir fitoöstrojen kaynağıdır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r9#r9">9</a>]. Soyanın kanser, kardiyovasküler hastalık, osteoporoz önleme ve tedavisinde, menopoz semptomlarının hafifletilmesinde rolü vardır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r9#r9">9</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r36#r36">36</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r47#r47">47</a>]. Soyada antikarsinojenik etkili proteaz inhibitörleri, fitosteroller, saponinler, fenolik asit, fitik asit ve izoflavonlar bulunur. Soya genistein ve diadzein gibi östrojenik steroidlere yapısal benzerliği olan izoflavonlardan zengindir. Zayıf östrojenik etkili izoflavonlar reseptörleri tutarak etkin doğal östrojenler ile yarışırlar[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>]. Bu mekanizma soyadan zengin diyet alan Asyalı kadınlarda östrojen bağımlı kanserlerin neden az görüldüğünü açıklar[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r46#r46">46</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r50#r50">50</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r51#r51">51</a>]. Genistein soyada kanser riskini azaltan en önemli maddedir. Altı ay süreyle günde 40 gr izole soya proteini tüketimi ile lumbal vertebralarda kemik mineral dansitesinin önemli şekilde arttığı gösterilmiştir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>].</p>
<p>Antioksidanların aterosklerozun önlenmesinde etkili olabileceği ileri sürülmüştür. Okside düşük dansiteli (LDL)-kolesterol aterogenez ve kalp hastalığı ortaya çıkışında rol oynamaktadır. Okside LDL-kolesterol makrofajlar tarafından alınır, kolesterol esteri birikir, makrofaj köpük hücresi halini alır ve ateroskleroz oluşur[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r52#r52">52</a>]. LDL-kolesterol ile birlikte diyetle alınan antioksidanlar kolesterolun oksidasyonunu önler[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r52#r52">52</a>]. Soya ürünleri insanlarda LDL oksidasyonunu azaltmada etkin bulunmuştur. Diyette bir kısım et yerine soya proteini tüketilmesiyle LDL-kolesterol düzeylerinin dolayısı ile de koroner kalp hastalığı gelişme riskinin azaldığına işaret eden kuvvetli bilimsel kanıtlar vardır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r4#r4">4</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r36#r36">36</a>]. Soyada bulunan izoflavonoidler bağırsaklarda zayıf etkili östrojenler üreterek kolesterol düzeylerini düşürmektedir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r53#r53">53</a>].</p>
<p>Soya ve türevleri çeşitli tip kanserlerin, osteoporozun, diyabet, böbrek hastalığı, menopoz semptomları ve kardiyovasküler hastalık riskinin azaltılmasında kullanılmaktadır. Soyanın kolesterol düşürücü etkisi yaklaşık 90 yıl önce keşfedilmiştir. Soyada ağırlıkça %20 oranında yağ bulunmaktadır ve bu yağ dengelidir (%61 çoklu, %24 tekli doymamış ve %15 doymuş yağ asitleri içerir). Kardiyovasküler risk azaltıcı etkisi en belirgin olandır. Soya proteini eklenmesiyle total kolesterolde %9.3, LDLkolesterolde %12.9 ve trigliseridlerde %10.5 azalma, yüksek dansiteli lipoprotein (HDL)- kolesterolde ise zayıf bir artma (%2.4) olmaktadır. Total kolesterol ve LDL-kolesterol düzeylerinde düşme olabilmesi için günde 25 gr soya proteini tüketilmelidir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>].</p>
<p>Flavonoid tüketiminin artması ile koroner kalp hastalığı görülmesi arasında ters bir ilişki vardır (antioksidan ve antitrombotik etkilerine bağlı olarak)[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r54#r54">54</a>]. Japonyada yürütülen bir çalışmada flavonoid (quercetin, myricetin, kaempferol ve luteolin) alımının artmasıyla plazma total kolesterol ve LDL-kolesterol konsantrasyonlarının azaldığı görülmüştür. Finlandiyadaki bir başka çalışmada ise quercetinden zengin elma ve soğan tüketimi arttığında koroner mortalite azalmış olarak bulunmuştur[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r55#r55">55</a>].</p>
<p>Çözünür lif beta-glukan içeren yulaf unu günde 5-10 gr tüketildiğinde kalp hastalığı riski azalmaktadır. Düşük yağlı diyete ek olarak bir tahıl ürünü olan psyllium tüketildiğinde kan kolesterol ve LDL-kolesterol düzeyleri dolayısı ile de koroner kalp hastalığı riski azalmaktadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r4#r4">4</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r9#r9">9</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r53#r53">53</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r56#r56">56</a>].</p>
<p>Fitosterollerin hiperkolesterolemik hastalarda plazma kolesterol düzeylerini azaltabileceğinin anlaşılması 1983 yılında kolesterolle yapısal benzerliklerinin ortaya konulmasından sonradır. Fitosterollerin kimyasal yapısı yan zincirleri değişik olsa da kolesterolunkine benzemektedir (Şekil <a><strong>1</strong></a>). Hemen bütün sebzelerde fitosterol bulunursa da en yoğun bitkisel yağda vardır. İnsanlarda fitosteroller serum kolesterol düzeylerini azaltmaktadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r19#r19">19</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r57#r57">57</a>-<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r59#r59">59</a>]. Temel kolesterol düşürücü etkilerini bağırsaklardan kolesterol emilimini inhibe ederek yapmaktadır. Miseller içinde çözünürlükte kolesterolle yarışarak, kolesterolle birlikte kristalize olarak çözünmez karışık kristaller yaparak ve lipazla hidrolizi bozarak da etkili olmaktadır. Bitkisel steroller kolesterol uptakeini de bozar. Sonuçta kolesterol düzeyleri düşer, dışkı ile atılan kolesterol miktarında artma olur[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r58#r58">58</a>]. Stanol esterleri ekmeğe sürülmek üzere hazırlanmış tereyağı ve margarinlere eklenmeye başlamıştır. Stanol esterleri diyette ve safrada bulunan kolesterolun bağırsaklardan emilimini bozar[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>].</p>
<p>Alfa-linoleik asit içeren keten tohumu tüketimi ile de LDL-kolesterol düzeyleri ve trombosit agregasyonu azalmaktadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>].</p>
<p>Düşük molekül ağırlıklı katekinden, yüksek molekül ağırlıklı olanlarına veya tannine kadar değişen spektrum içinde yer alan polifenol bileşikleri vardır. Çay, çikolata ve kırmızı şarap polifenollerden zengindir. Antioksidan özellikteki bu bileşikler kanser ve koroner kalp hastalığı riskini azaltmaktadır. Biyolojik etkileri arasında serbest radikallerin ve metallerin tutulması da vardır. 1970li yıllarda Fransanın belli bölgelerinde yaşayan ve bol miktarda kırmızı şarap tüketen bireylerde yüksek oranda yağ tüketimine karşın diğer batı toplumlarına göre kalp hastalığı oranının düşük oluşu araştırmacıların dikkatini çekmiştir. Daha sonraki araştırmalarda kırmızı üzümün kabuğunda antioksidan özellikli polifenolik bileşiklerin olduğu saptanmıştır. Alkol almak istemeyenler kırmızı üzümün suyunu içtiklerinde de aynı etkiyi elde edilebilmektedir. Üzüm suyu tüketimi ile trombosit agregasyonu da azaltılabilmektedir [<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r60#r60">60</a>]. Kırmızı şarap beyaz şaraba göre polifenolik bileşiklerden 20-50 kat daha zengindir34. Polifenolik bileşikler LDL-kolesterolun oksidasyonunu önler[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r61#r61">61</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r62#r62">62</a>].</p>
<p>Çaydaki polifenolik bileşikler kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucudur[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>]. Japon kadınlarında günde beş bardak ya da daha çok çay içilmesinin evre I ve II meme kanseri tekrarlarını azalttığı gösterilmiştir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r34#r34">34</a>]. Çaydaki katekinler kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaktadır. Yeşil çay katekinlerden zengindir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r63#r63">63</a>-<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r65#r65">65</a>].</p>
<p>Son zamanlarda polifenollerden zengin ve kalp üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenen bir başka besin de çikolatadır. Çikolatada LDLnin oksidasyonunu azaltan flavonoid (prosiyanidin) vardır. Fitosterolle zenginleştirilmiş çikolata tüketimi serum kolesterol düzeylerini düşürmede alternatif bir yaklaşım olabilir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r66#r66">66</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r67#r67">67</a>].<br />
Sebze ve meyvalardan zengin diyet sadece kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini değil diyabet ve yaşa bağlı maküler dejenerasyon riskini de azaltmaktadır[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r6#r6">6</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r24#r24">24</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r68#r68">68</a>,<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r69#r69">69</a>].</p>
<p>Fitokimyasalların trombosit agregasyonunu ve kan basıncını azaltmada da etkili olduğu görülmüştür. Soya ve özellikle soyadan elde edilen östrojen benzeri bileşikler kan basıncı üzerinde etkilidir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r40#r40">40</a>]. İzoflavonlar bitkisel kaynaklı östrojenler olduklarından tansiyon ve/ veya arter direncini düşürücü etkilerinin olması beklenir[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r7#r7">7</a>]. Walker ve arkadaşları[<a href="http://csh.dergisi.org/text.php3?id=133#r70#r70">70</a>] genisteinin 17- beta sterol kadar etkin bir şekilde nitrik oksit aracılıklı olarak brakial arterde vazodilatasyon yaptığını göstermişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenler-ile-ilgili-uzman-gorusleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belgelerimiz (Oestro Krem orjinal üründür. Yurtdışında üretilir. Tescilli bir dünya markasıdır.)</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/belgelerimiz-oestro-krem-orjinal-urundur-yurtdisinda-uretilir-tescilli-bir-dunya-markasidir/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/belgelerimiz-oestro-krem-orjinal-urundur-yurtdisinda-uretilir-tescilli-bir-dunya-markasidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 12:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1710</guid>
		<description><![CDATA[Oestro Krem orjinal yurtdışında üretilen, tüm dünya&#8217;da 7 yıldır memnuniyet ve güvenle kullanılan tescil edilmiş bir dünya markasıdır. PİYASADAKİ UCUZ TAKLİT ÜRÜNLERE İTİBAR ETMEYİNİZ.! ÜRÜNLERİMİZİ SİTEMİZDEN VEYA ECZACINIZDAN İSTEYİNİZ.! Orjinal Marka Tescil 1 Orjinal Marka Tescil 2 Orjinal Marka Tescil 3 Orjinal Marka Tescil 4 Hormonsuz Sertifikası Bakanlık Satış Onayı Bakanlık Belgesi Gümrük Sertifikası T.C. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;" align="center">Oestro Krem orjinal yurtdışında üretilen, tüm dünya&#8217;da 7 yıldır memnuniyet ve güvenle kullanılan tescil edilmiş bir dünya markasıdır.</p>
<p style="text-align: center;">PİYASADAKİ UCUZ TAKLİT ÜRÜNLERE İTİBAR ETMEYİNİZ.! ÜRÜNLERİMİZİ SİTEMİZDEN VEYA ECZACINIZDAN İSTEYİNİZ.!</p>
<table class="aligncenter" width="730" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top" width="160" height="221"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/oestro_marka_tescil_1_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/oestro_marka_tescil_2_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/tunasaglik_marka_tescil_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/tunainternational_marka_tescil_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" height="25">Orjinal Marka Tescil 1</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Orjinal Marka Tescil 2</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Orjinal Marka Tescil 3</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Orjinal Marka Tescil 4</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="aligncenter" width="730" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top" width="160" height="221"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/oestro_hormon_icermez_raporu_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/oestro_singapur_sebest_satis_sertifikasi_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/singapur_saglik_bakanligi_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/singapur_gumruk_sertifikasi_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" height="25">Hormonsuz Sertifikası</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Bakanlık Satış Onayı</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Bakanlık Belgesi</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Gümrük Sertifikası</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="aligncenter" width="730" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top" width="160" height="221"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/saglik_bakanligi1_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/saglik_bakanligi2_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/faaliyet_belgesi_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
<td align="center" valign="top" width="30"></td>
<td align="center" valign="top" width="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/tasiyici-yaglar_kucuk.jpg" alt="" width="160" height="222" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" height="35">T.C. Sağlık Bakanlığı<br />
Bildirim Kayıt Belgesi</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">T.C. Sağlık Bakanlığı<br />
Bildirim Kayıt Belgesi</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Tuna Sağlık Ürünleri Resmi Faaliyet Belgesi</td>
<td align="center"></td>
<td align="center">Toksik Olmayan Güvenli Taşıyıcı Yağlar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table class="aligncenter" width="230" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top" width="230" height="160"><img src="http://oestro.com.tr/image/onay_ve_belgeler/tobb_kucuk.jpg" alt="" width="227" height="160" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" height="25">TOBB Global Standart Tescili</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/belgelerimiz-oestro-krem-orjinal-urundur-yurtdisinda-uretilir-tescilli-bir-dunya-markasidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fito Östrojenlerin Sağlıklı Yaşamdaki Önemi (bilimsel araştırma)</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenlerin-saglikli-yasamdaki-onemi-bilimsel-arastirma/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenlerin-saglikli-yasamdaki-onemi-bilimsel-arastirma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 12:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1702</guid>
		<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Dergisi Cilt 25 / Sayı 2 / Temmuz 2005 / ss. 79-94 Fitoöstrojenler ve Sağlıklı Yaşamdaki Önemleri Zehra Büyüktuncer* / A. Ahmet Başaran** Geliş Tarihi : 05.10.2005 Düzeltme Tarihi : 17.10.2005 Kabul Tarihi : 01.11.2005 Giriş Fitoöstrojen olarak isimlendirilen ve endojen östrojene benzer aktiviteler gösterebilen bitkisel kaynaklı kimyasallar son yıllarda yapılan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="left">
<p><em>Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Dergisi</em><br />
Cilt 25 / Sayı 2 / Temmuz 2005 / ss. 79-94</p>
<p>Fitoöstrojenler ve Sağlıklı Yaşamdaki Önemleri</p>
<p><strong>Zehra Büyüktuncer* / A. Ahmet Başaran**</strong></p>
<p>Geliş Tarihi : 05.10.2005<br />
Düzeltme Tarihi : 17.10.2005<br />
Kabul Tarihi : 01.11.2005</p>
<p><em>Giriş</em></p>
<p>Fitoöstrojen olarak isimlendirilen ve endojen östrojene benzer aktiviteler gösterebilen bitkisel kaynaklı kimyasallar son yıllarda yapılan bazı epidemiyolojik çalışmalarla önem kazanmıştır. Bu çalışmalar  itoöstrojence zengin diyetle beslenen toplumlarda kardiovasküler hastalıklar, osteoporoz, göğüs, prostat ve barsak kanserleri ile ilgili şikayetlerin daha az görüldüğünü ve postmenopozal kadınlarda östrojen yetersizliğine bağlı semptomların daha hafif yaşandığını göstermiştir. Bu bileşiklerin sahip oldukları aktivitelerin aydınlatılabilmesi için birçok in vivo ve in vitro çalışmalar yapılmıştır. Ancak fitoöstrojenlerin metabolizmaları, emilimleri, potansiyel yararlı etkileri ile ilgili mekanizmalar, bu etkiler için gerekli optimal ve toksik dozlar ile ilgili bilinenler yetersizdir. Bu çalışmada, fitoöstrojenlerin sınıflandırılması, genel özellikleri, besin kaynakları, biyolojik aktif potansiyelleri ve klinik etkileri üzerinde yapılmış çalışmalar özetlenmiştir.</p>
<p><em>Fitoöstrojenlerin Sınıflandırılması ve Yapıları</em></p>
<p>Bitkilerde fenilpropan ve basit fenollerden sentezlenen fitoöstrojenler, kimyasal olarak çok geniş çeşitlilik gösterirler. Fitoöstrojenler kimyasal yapılarına göre izoflavonlar, izoflavanlar, flavanonlar, kalkonlar, lignanlar, kumestanlar, makrolitler, stilbenler ve steroller olarak sınıflandırılır (Şekil-1). Yapıda temel olarak bulunan fenolik grup östrojen agonisti ve antagonisti özelliklerini tanımlamada önemli rol oynar. İzoflavon ve kumestanlar bitkide kendiliğinden sentez edildikleri için, bazen intrinsik östrojen bileşenleri olarak da kabul edilmektedirler. Makrolit yapısında olan rezorsiklik asit laktonları tahıl ürünlerine bulaşan küfler tarafından üretildikleri için mikoöstrojenler olarak tanımlanır1.</p>
<p>Etkisi nedeniyle üzerinde en çok çalışılan fitoöstrojenler izoflavonlardır. Diğer yapılarla ilgili çalışma sayıları çok azdır2. İzoflavonlar bitkilerde dört temel yapıda bulunabilir; aglikon, glikozit, malonil glikozit veya asetil glikozit yapı. Aglikon yapılar daidzein (7,4dihidroksi izoflavon), genistein (5,7,4-trihidroksi izoflavon) ve glisitein (7,4dihidroksi 6-metoksi izoflavon) gibi konjuge olmamış yapılardır. Glikozitleri arasında 7-O-glukozit (daidzin, genistin, glisitin); 6-O-asetilglukozit (6-O-asetildaidzin, 6-Oasetilgenistin, 6-O-asetilglisitin) ve 6-O-malonilglukozit (6-O-malonildaidzin, 6-O-malonilgenistin, 6-O-malonilglisitin) yer alır2,3. İzoflavonlar bitkilerde doğal olarak şekerlerle konjuge yapılar halinde, yani glikozit halde bulunurlar. 6-O-asetilglukozit ve 6-O-malonilglukozit yapılar ise, aglikona bağlanan şeker molekülü dışında, asetil veya malonil molekülü içerirler3,4. Bitkilerden izole edilen izoflavonların bir çoğunun östrojenik etkisi olmadığı, etkili olanların da östrojenik etkilerinin aynı olmadığı saptanmıştır1. Örneğin genistein en güçlü östrojenik etkiyi gösterirken, soya izoflavonlarının % 5-10unu oluşturan glisitein diğer izoflavonlardan çok daha zayıf östrojenik özelliğe sahiptir2,4-6.</p>
<p>Kumestanlar yapısal olarak izoflavonlara benzerler. Bir çoğu Wong tarafından listelenen kumestanlar içinde en önemli östrojenik aktiviteye sahip olan bileşikler kumestrol ve 4-metoksi kumestroldür.</p>
<p>Lignanlar 2,3 dibenzilbütan iskeleti ile tanımlanır ve bütün damarlı bitkilerde glikozit formda bulunurlar. Bitkilerde bulunan temel lignanlar matairesinol, sekoizolarisiresinol, larisiresinol ve izolarisiresinol olup,<br />
bunlar insanlarda östrojenik aktivite gösteren iki temel bileşiği, enterolakton ve enterodiolü ermektedirler. İzoflavonlar gibi enterolakton ve enterodiol de barsak mikroflorasının bitki lignan öncüleri üzerindeki aktivitesi sonucu oluşurlar. Enterolaktonun bunun dışında enterodiolün oksidasyonu ile de oluştuğu bilinir1.</p>
<p align="left">Makrolitler, özellikle uygun olmayan koşullarda depolanan tahıllar, yağlı tohumlar ve otlarda hızla çoğalan organizma olan Fusarium gibi</p>
</div>
<div align="center"><img src="http://oestro.com.tr/image/fito_ostojen/tablo1.jpg" alt="" width="700" height="415" /><br />
<img src="http://oestro.com.tr/image/fito_ostojen/tablo2.jpg" alt="" width="700" height="289" /><br />
<img src="http://oestro.com.tr/image/fito_ostojen/tablo3.jpg" alt="" width="671" height="259" /></div>
<p align="left">mantarların ikincil metabolitleridir. Çoğunlukla tohumun kabuk kısmında konsantre olmuşlardır ve bilindiği gibi bu kısım genellikle besinin işlenme sürecinde bitkiden ayrılır. Zearalenon, ?- ve ß-zearalanol östrojenik aktiviteye sahip olduğu bilinen mikoöstrojenlerdir1.</p>
<p align="left"><em>Doğadaki Fitoöstrojen Kaynakları</em></p>
<p align="left">Farklı gruplarda ele aldığımız fitoöstrojenlerin, herbirinin yoğun olarak bulundukları besin kaynakları farklılık göstermektedir. İzoflavonların bilinen en iyi kaynağı Leguminosae ailesine ait bitkilerden kurubaklagiller (bezelye, fasulye, mercimek vb.), özellikle de soya fasulyesidir. Ancak Graminae, Rosaceae (Prunus sp.), Iridaceae (Iris sp) ve Solanaceae (Nicotiniana tabacum) türlerinde de görülmektedir. Bugün en çok kullanılan izoflavon kaynakları soya fasulyesinin işlenmesi ile elde edilen çeşitli ürünler olup, bunların başında soya unu, soya protein izolatları, tofu, soya sütü, soya yoğurdu ve soya şehriyesi gelir. Soya ürünleri dışındaki kaynaklar diğer kurubaklagiller, tam-tahıl ürünleri, simisifuga ve kırmızı yonca otlarıdır2,5,7-9 (Tablo-I). Çalışmalar kuş üzümü ve kuru üzüm gibi küçük taneli meyvelerin10 ve soya unu içeren tahıl ürünlerinin de iyi fitoöstrojen kaynakları olduğunu göstermektedir11. Uzakdoğuda sıklıkla tüketilen fermente soya ürünlerinin (miso, tempeh) izoflavon içeriği zengindir. Çünkü fermentasyon süresince mikroorganizmalar izoflavonların ß-glikozit bağını kopararak glikozit yapılarının aglikonlara dönüşmesini sağlar. Bu durum serbest formdaki bileşiklerin konsantrasyonunu ve biyoyararlılığını artırabilmektedir4,12. Soya fasulyesinden elde edilen soya yağı ve sosu eser miktarda izoflavon içerirken, soya ve ürünlerinin izoflavon içeriğinin genel olarak 1-3 mg/g arasında değiştiği bilinmektedir2,4-6,9,13. Çeşitli besinlerin 100 gramlarındaki izoflavon miktarları Tablo-Ide gösterilmiştir14.</p>
<p align="center">TABLO I<br />
Bazı Besinlerin Toplam İzoflavon İçerikleri<br />
(mg/100 g yenilebilir porsiyon)*</p>
<p><img src="http://oestro.com.tr/image/fito_ostojen/tablo4.jpg" alt="" width="700" height="468" /></p>
<p align="left">*Bu değerler, USDA-IOWA STATE Üniversitesi Veritabanından alınmıştır. Tüm değerler çiğ besin analizleri sonuçlarından hesaplanmıştır.</p>
<p align="left">** Tofu, tempeh, miso, natto uzakdoğuda soyadan elden edilen geleneksel yiyeceklerin ticari adlardır.</p>
<p align="left">Tablo-Ide görüldüğü gibi fitoöstrojenlerce zengin olduğu bilinen çeşitli besinlerin fitoöstrojen içerikleri kendi içlerinde de büyük değişiklik göstermektedir. Hatta farklı bölgelerde yetişen soya fasulyelerinin fitoöstrojen içerikleri birbirinden farklıdır. Bu farklılığın işleme sürecine bağlı olarak artabileceği de düşünüldüğünde, ürünlerin etken madde yönünden standardizasyonunda büyük sıkıntı yaratmaktadır. Bununla beraber soya fasülyesi, simisifuga veya kırmızı yoncadan elde edilen çeşitli konsantrasyonlardaki izoflavon ekstraktları tablet, jel veya toz formu halinde eczane ve/veya marketlerde reçetesiz  atılmaktadır1.</p>
<p align="left">Diyetin temel fitoöstrojen bileşikleri olan lignanlar, bitki hücre duvarı ligninlerin önemli bir kısmını oluşturduğu için pek çok bitkide, düşük konsantrasyonlarda bulunmaktadır. Lignanlar tahıl, sebze ve meyvelerde yaygın olarak bulunurlar, en iyi kaynakları ise keten tohumudur. Lignanların temel kaynağı posalı besinler olduğu için, Batılıların diyetlerinde izoflavonlardan daha fazla bulunurlar2 (Tablo-II).</p>
<p align="center">TABLO II<br />
Bazı Besinlerin Lignan İçerikleri</p>
<p><img src="http://oestro.com.tr/image/fito_ostojen/tablo5.jpg" alt="" width="700" height="262" /></p>
<p align="left">Spesifik bir besinin fitoöstrojen içeriğinin, diğer fitokimyasallar gibi, bitkinin genetik yapısı, yetiştiği bölge ve mevsim özellikleri, mantarlar ile enfekte olma durumu ve besin işleme yöntemleri gibi birçok etkenden<br />
etkilendiği bilinmektedir1.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin Analizi</p>
<p align="left">Bitki, besin ve/veya biyolojik sıvılardaki fitoöstrojenlerin, özellikle izoflavonların miktar tayinlerinde kromatografik yöntemler kullanılır. Bu yöntemler içinde yüksek performanslı sıvı kromotografisi (YBSK) en sık kullanılanıdır. Diğer yöntemler gaz kromatografisi (GK), gaz kromatografi- kütle spektroskopisi (GK-KS), ince tabaka kromatografisi (İTK) ve kağıt kromatografisi (KK) şeklinde sıralanabilir12,15.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin Biyolojik Potansiyelleri ve Etkileri</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="1">
<li>Östrojenik ve Antiöstrojenik Aktivite:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin en önemli biyolojik potansiyelleri, östrojenik ve antiöstrojenik aktiviteye sahip olmalarıdır2-13. Fitoöstrojenlerin östrojenik etkileri, ilk olarak 1946 yılında Batı Avusturalyada, izoflavonca zengin bir çeşit yonca (Trifolium subterraneum) ile beslenen koyunlarda üreme bozukluğunun geliştiğinin farkedilmesi ile anlaşılmıştır1,16-18. Benzer etkiler 2. Dünya Savaşının sonlarına doğru, yaşanan besin kıtlığı nedeniyle, lale soğanlarını gıda olarak tüketen Almanlarda da kaydedilmiş; bir çok kadında menstrual bozukluklar gözlenmiştir1.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin östrojenik ve antiöstrojenik özellikleri, temel olarak, endojen östrojen olan 17-ß-östradiole yapısal ve işlevsel benzerliği nedeniyle östrojen reseptörlerine (ER) kolay bağlanmasıyla açıklanmaktadır1-4. Aslında fitoöstrojenlerin etki mekanizması çok komplekstir. ER-? ve ß için bir ligand olan fitoöstrojenler saf agonist, saf antagonist veya kısmi veya seçici agonist/antagonist aktivite gösterebilirler. Fitoöstrojen ile reseptörün etkileşimi, aktive ediciler ve baskılayıcıların aktiviteleri, etkileşimleri ve farklı tanımlamaları, östrojen regüle eden genlere etki eden reseptörler gibi faktörlerin etkisiyle fitoöstrojenler östrojen agonisti veya östrojen antagonisti etkigösterebilirler2,5,19.  Fitoöstrojenlerin aktivitelerinin ortamın endojen östrojen düzeyi ile ilişkili olabileceği; yüksek östrojenli çevrede (premenopoz) antiöstrojenik etki gösterirken, düşük östrojenli çevrede (postmenopoz gibi) östrojenik etki gösterebilecekleri düşünülmektedir20,21.</p>
<p align="left">Son dönemde yapılan çalışmalar, genel olarak fitoöstrojenlerin ER-ß için ER-?dan daha güçlü bağlama kapasitesine sahip olabildiklerini göstermiştir. Mesela genistein ER-ßyi ER-?dan 20 kat fazla bağlayabilir (2,5,18). İn vivo çalışmalardan elde edilen sonuçlar, fitoöstrojen potansiyellerinin canlının türüne, fitoöstrojenlerin verilme yoluna ve kullanılan bitiş noktasına göre de büyük farklılık gösterdiğini işaret etmektedir1.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin östrojenik ve antiöstrojenik özelliklerinin açıklanmasında, steroit metabolizmasını etkileyen enzimler üzerindeki etkilerinin de önemli olabileceği ileri sürülmüştür. İzoflavonların plasenta ve overlerdeki mikrozomlarda aromataz enzimini baskılayarak androjenlerin östrojenlere dönüşümünü bloke ettiği; özellikle kumestrol ve genisteinin östronun östradiole çevrilmesinden sorumlu olan 17-ß- östradiol oksidoredüktaz enzimini baskıladığı yapılan araştırmalarla gösterilmiştir22, 23.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="2">
<li>Antioksidan Aktivite:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin, özellikle izoflavonların, antioksidan özellikleri in vitro ve in vivo çalışmalarla gösterilmiştir. İzoflavonlar, serbest radikalleri doğrudan veya antioksidan-süpürücü enzimleri etkileyerek, oksidatif DNA hasarını önleyebilirler. Çalışmalar, diyetle alınan izoflavonların LDL oksidasyonuna karşı oluşturulan direnci artırdığını göstermektedir24. Toda ve Shiratakinin yaptıkları araştırmada, reaktif oksijen türlerinin neden olduğu lipit peroksidasyonuna dört farklı fitoöstrojenin etkileri incelenmiş, izoflavonların kimyasal yapıları ile antioksidan aktiviteleri arasında ilişki gösterilmiştir25. Genistein izoflavonlar içinde en yüksek antioksidan aktiviteyi gösteren bileşik olarak bilinmektedir8.</p>
<p align="left">İzoflavonların anjiogenez ve hücre siklus ilerleyişinin inhibisyonunu da içeren potansiyel antikarsinojenik etkileri, bugüne kadar birçok kez kaydedilmiştir. Özellikle fitoöstrojenlerin DNA topoizomeraz 1 ve 2, tirozin kinaz, ribozomal S6 kinaz, 5?-redüktaz gibi tümör oluşumunda önemli rol oynayan bazı enzimlerin etkinliklerini baskılayabildiklerini gösteren çalışmalardan sonra, bu bileşiklerin potansiyel antikarsinojenik etkilerine odaklanılmıştır1,7,26,27. Bu bileşiklerin aynı zamanda antioksidan ve antiproliferatif özelliklerinin varlığı da, kansere karşı koruyucu rollerini desteklemektedir. Zira fitoöstrojenler antiproliferatif özellikleri ile hücrelerin bölünerek çoğalmasını önler, antianjiogenetik etki ile de anjiogenezi baskılayarak tümör hücrelerinin metastaz yapmalarını azaltırlar. Ancak sınırlı sayıdaki hücre kültürü ve hayvan çalışmalarının çelişkili sonuçları yeni araştırmaları gerektirmektedir 1,2,7,8,18.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerle Yapılmış Klinik Çalışmalar</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="1">
<li>Premenopozal Kadınlardaki Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Fitoöstrojenlerce zengin diyetin, menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda endokrin değişiklikler [östradiol, progestron ve seks hormon bağlayan globülin (SHBG ) düzeylerinde azalma, FSH (Folükül Uyarıcı Hormon) ve LH (Luteinleştirici Hormon)ın normal dalgalanmalarında baskılama ve menstrual siklusta uzama gibi] oluşturduğu gösterilmiştir 28-30. Ayrıca SHBG düzeyindeki değişikliklerin incelendiği çalışmalarda, fitoöstrojenlerin SHBG aktivitesini düzenleyerek östradiolün hedef organlara dağılımını ve menstrual siklus uzunluğunu etkilediği gösterilmiştir31-33.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="2">
<li>Postmenopozal Kadınlardaki Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Epidemiyolojik çalışmalar, menopozun ilk dönemlerinde görülen ateş basması, gece terlemesi, uyku düzensizliği gibi vazomotor semptomların Batı toplumlarında Asya toplumlarına kıyasla çok daha sık görüldüğünü işaret etmektedir. Ateş basmasının oluşma eğiliminin, Batı toplumlarında yaşayan kadınlarda % 60, Asyalılarda ise sadece % 10,5 oranında olduğunu gösterilmiştir27. Başka bir çalışmada, soya protein izolatı alan postmenopozal kadınlarda sıcak basmalarının % 45 oranında azaldığı kaydedilmiştir34. Çalışmalar, soya tüketen postmenopozal kadınlarda ateş basması şikayetlerinin azaldığını ancak plasebo grubu ile karşılaştırıldığında bu azalmanın istatistiksel öneminin olmadığını göstermektedir. Ancak semptomların zaman içinde doğal çözümlenmesi ve plasebo cevaplarındaki çeşitlilikler, çalışılan populasyonun, kullanılan soya ürününün, çalışma modelinin farklı olması ve fitoöstrojen metabolizmasının bireysel ayrıcalıklar gösteriyor olması sonuçların objektif değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Fitoöstrojen desteğinin bazı peri/post menopozal kadınlarda vazomotor semptomları hafiflettiği görülmektedir; ancak kullanılacak formulasyon ve doz ile ilgili spesifik önerilerin yapılması zordur1.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="3">
<li>Kardiovasküler Hastalıklardaki Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin lipid profilini düzenleyici35,36, LDL oksidasyonunu önleyici37, endotel fonksiyonları geliştirici etkileri38 ile kardiovasküler hastalıklara karşı koruyucu olabileceği gösterilmiştir. Soya izoflavonlarının hipokolesterolemik etkiye sahip olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan biri, otuzsekiz klinik araştırmanın meta-analizidir. Günlük ortalama 47 gram soya proteini alımının plazma LDL kolesterol düzeyini % 12.9, trigliserit düzeyini yaklaşık %10 oranında düşürdüğü ve HDL kolesterol düzeyini % 2 oranında artırdığı görülmüştür. Birleşmiş Milletler Besin ve İlaç Örgütü doymuş yağ ve kolesterol yönünden sınırlandırılmış diyetle birlikte günde 25 gram soya proteini tüketiminin kalp hastalığı riskini azaltabileceğini kabul etmiştir39. Kardiovasküler hastalıklar için önemli bir risk etmeni olan arter elastikiyetinin endojen östrojen düzeyi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Çünkü östrojen, düz kas hücreleri ve endoteller üzerinden arter elastikiyetini etkileyebilmektedir40. Ayrıca ER-? ve ßnın arter duvarında tanımlanmıştır41. Fitoöstrojenlerin de östrojenler gibi arter duvarındaki ERler aracılığıyla arter elastikiyetini etkileyebileceği düşünülmektedir. Fitoöstrojenler antiproliferatif özellikleri ile düz kas hücrelerinin proliferasyonunu azaltarak ve aterosklerotik plakların gelişmesini geciktirerek, endotel işlevi geliştirebilir ve vazodilatör etkiler meydana getirebilirler2. Fitoöstrojenlerin antioksidan özellikleri ile lipit oksidasyonu ve membran lipit peroksidasyonunu azaltarak koruyucu olabilecekleri de çalışmalarla gösterilmiştir37,42.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="4">
<li>Osteoporozdaki Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Klinik çalışmalar, fitoöstrojenlerin, özellikle izoflavonların, endojen östrojen gibi ERleri aracılığıyla osteoblast ve osteoklastlarda çeşitli yararlı etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Ayrıca sentetik izoflavon olan ipriflavonun kemik kaybını azaltıcı olarak tedavide kullanılıyor olması, benzer beklentileri de beraberinde getirmektedir19. Dalais ve arkadaşları soya ile zenginleştirilen ekmek (45 g) tüketen postmenopozal kadınların kemik mineral yoğunluklarının buğday ekmeği ile beslenen gruba göre önemli oranda arttığını göstermişlerdir1.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="5">
<li>Kanser Vakalarındaki Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Çalışmalar fitoöstrojenlerin göğüs, prostat, endometrium gibi hormona bağlı kanser türleri ile kolon, rektum ve pankreas gibi diğer kanser türlerine karşı koruyucu olabileceğini göstermektedir2,16,43. Fitoöstrojenlerin bu etkileri östrojenik/antiöstrojenik, antiproliferatif, antianjiogenetik ve antioksidan özellikleri ile oluşturdukları düşünülmektedir. Ayrıca fitoöstrojenlerin kanserli hücrelerin çoğalmasında anahtar rol oynayan tirozin kinaz, DNA topoizomeraz I ve II, MAP kinaz, ribozomal S6 kinaz gibi bir çok enzimin etkinliğini kontrol edebildiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir7.</p>
<div align="left">
<ul>
<li><em>Göğüs Kanseri:</em></li>
</ul>
</div>
<p align="left">Göğüs kanseri, fitoöstrojenlerin etkilerinin araştırıldığı kanser türleri arasında en çok çalışılan kanser türüdür. Çalışmaların bir kısmı fitoöstrojenleri göğüs kanseri riskini azaltan bileşikler olarak gösterirken, bir kısmı bu bileşiklerin gögüs kanseri gelişimini uyararak, riski artırdığını göstermektedir1.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin göğüs kanserine karşı koruyucu olabileceği düşüncesinin ilk dayanağı epidemiyolojik çalışmalardır. Batılı toplumlarda kadınlarda en sık görülen ve insidansı hızla artan kanser türü olan göğüs kanserinin, Asya ülkelerinde görülme sıklığı Birleşmiş Milletlerdekinin sadece ¼ü kadardır5, 44-46. İkinci dayanak tamoksifenin göğüs kanseri tedavisinde başarı ile kullanılmasıdır. Tamoksifen antiöstrojen etki göstererek, hipotalamusa etki eder, LH ve FSH düzeylerini azaltır. Eğer fitoöstrojenler de antiöstrojenik özellik göstererek bu mekanizmayı sağlıyorsa, doğal bir koruyuculuk oluşturur diye düşünülmektedir2. Sıklıkla bahsedilen diğer bir hipotez de, fitoöstrojenlerin menstrual siklusu uzatarak ve yaşam boyu maruz kalınan östrojen düzeyini azaltarak kadınları hormona bağlı kanserlerden koruduğudur1. Uzun menstrual siklus, luteal fazda östrojene maruz kalma süresini kısaltarak göğüs kanseri riskini azaltabilir. Batıda menstrual siklus 26-28 gün sürerken; Asyada bu sürenin 32 gün kadar olduğu bilinmektedir2. Diyete eklenen günlük 45 mg izoflavonun, foliküler fazda geçen süreyi 2-3 gün uzatabildiği gösterilmiştir5. Etkileyici olmasına karşın bu hipotez, ekzojen östrojenik bileşiklerin dokuya spesifik etkileri ve maruz kalma zamanı açısından desteklenmemektedir. Örneğin, 2 hafta süresince diyete günlük soya eklendiğinde premenopozal kadınlarda göğüs epitelyumunda proliferasyonun artırdığı rapor edilmiştir1.</p>
<p align="left">İn vitro çalışmalar, genistein ve daidzeinin bu karmaşık etkilerinin konsantrasyon ile ilişkili olduğunu; düşük konsantrasyonlarının DNA sentezi ve östrojene bağlı göğüs tümörlerini artırabileceğini; yüksek konsantrasyonlarının ise göğüs tümörlerinin büyümesini baskılayabileceği ve tamoksifenin antitümörel etkisini artırabileceğini göstermiştir. Genistein 10-5-10-8 M gibi düşük konsantrasyonlarında ER(+)-MCF-7 göğüs kanser hücrelerinin büyümesini uyarırken, yüksek konsantrasyonlarda (10-4-10-5 M) büyümeyi baskılamaktadır. Bu da fitoöstrojenlerin uyarıcı veya baskılayıcı etkilerinin farklı mekanizmalara bağlı olabileceğini göstermektedir46-48. Bu bileşiklerin büyümeyi baskılayıcı veya uyarıcı etkilerinde doz kadar önemli olan diğer bir etkenin de kullanılan izoflavonun türü olabileceği, bir izoflavon türü baskılayıcı etki gösterirken başka bir izoflavonun uyarıcı etki gösterebileceği düşünülmektedir. Miodini ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmada MCF-7 göğüs tümör hücrelerinde genistein ve kersetinin östrojenik ve antiöstrojenik etkileri karşılaştırılmıştır. Genistein MCF-7 hücrelerinin büyümesini düşük konsantrasyonda uyarırken, yüksek konsantrasyonda baskılamış; kersetin ise sadece büyümeyi baskılayıcı etki göstermiştir49.</p>
<p align="left">Sonuç olarak fitoöstrojenlerin göğüs kanserine etkisi ile ilgili çelişkili verilerden dolayı, göğüs kanserinden korunmak veya tedavi etmek için fitoöstrojen alımı ile ilgili öneriler yapmak henüz mümkün değildir. Bu noktada bilinenler, fitoöstrojenlerin doza, dokuya ve kullanılan fitoöstrojen türüne göre farklı davranabildikleri; düşük konsantrasyonda alımlarının göğüs tümörlerinin klinik veya subklinik büyümesini artırabildiği ve olası östrojenik mekanizmayı kullanarak tamoksifenin antitümör etkisini antagonize edebildiği, yüksek konsantrasyonda alımlarının ise göğüs tümörlerinin büyümesini baskılayabildiği ile sınırlıdır. Fitoöstrojenlerin yüksek dozda tablet formda alımlarının göğüs kanserine karşı koruyucu veya güvenilir olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur; ancak fitoöstrojenin kaynağı olan besinlerin tüketilmesi kadınlarda yararlı etkiler oluşturabilir. Etki mekanizmaları aydınlatılamadığı sürece, fitoöstrojenlerin göğüs<br />
kanserine karşı koruyucu bileşikler olduğu söylenemez ve tedavide kullanılamaz. Bu konuda uzun dönemli insan çalışmalarının yapılarak bu noktaların aydınlatılması ve önerilerin bu sonuçlar doğrultusunda verilmesi gerekmektedir47.</p>
<div align="left">
<ul>
<li><em>Prostat Kanseri:</em></li>
</ul>
</div>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin erkekler üzerindeki etkileri ile ilgili çalışmalar çok sınırlıdır. Epidemiyolojik çalışmalar, fitoöstrojen alımının fazla olduğu ülkelerde prostat kanseri görülme sıklığının düşük olduğunu işaret etmektedir. Yapılan analizlerde Asyalı erkeklerin plazma ve prostatik sıvılarında izoflavon konsantrasyonu, Avrupalı erkeklerden daha yüksek bulunmuştur50. Fitoöstrojenlerin, steroit metabolizmasında yer alan aromataz, 17-ß-hidroksi steroid dehidrogenaz, 5-?-redüktaz gibi enzimleri baskılayabilme yeteneklerinin ve diğer antikarsinojenik etkilerinin prostat kanserine karşı koruyucu olabileceği iddia edilmiştir51.</p>
<div align="left">
<ul>
<li><em>Diğer Kanser Türleri:</em></li>
</ul>
</div>
<p align="left">Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar fitoöstrojenlerin mide, kolon ve endometrium kanserlerine karşı da koruyucu olabilmesine rağmen sınırlı veriler nedeniyle mutlaka yeni çalışmalara gereksinim vardır1,8.</p>
<div align="left">
<ol type="a" start="6">
<li>Diğer Çalışmalar:</li>
</ol>
</div>
<p align="left">Bunların dışında, fitoöstrojenlerin bilişsel yetenek kaybı, obezite, diyabet ve böbrek hastalıklarına karşı da koruyucu olabilecekleri düşünüldüğünden bu konularda yapılan araştırmaların sayıları artmaktadır2,16.</p>
<p align="left">Yan Etkiler:</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin ve kaynaklarının alımı ile ilgili kaygıların olduğu bazı noktalar da vardır. Bunların başında bu bileşiklerin kısırlığa neden olabileceği ve göğüs kanserini uyarabileceği düşünceleri gelir. Ayrıca izoflavonların aşırı miktarlarda alımına neden olabilecek olan soya bazlı yenidoğan mamalarının kullanımı da kaygı duyulan durumlardan biridir1,17. Bazı yayınlarda da izoflavonların tiroid hormonlarının üretiminde anahtar rol oynayan tiroid peroksidaz (TPO) enzimini inhibe ederek, tiroid hastalıklarına neden olabilecekleri ileri sürülmüştür17. Ancak bu kaygıların haklı kaygılar olduğunu gösteren kanıtlar olmadığı gibi, bu bileşiklerin düzenli olarak ve yüksek konsantrasyonlarda tüketildiği toplumlarda da bu kaygıların desteklenmediği görülmektedir. Hayvan çalışmalarında, patolojik etkilerin gözlendiği toksik dozlara insanlarda fitoöstrojen kaynaklarının tüketimi ile ulaşılmasının mümkün olmadığı bilinmektedir1,17. Ayrıca bu bileşiklerce zengin besinleri tüketen toplumlar başta olmak üzere dünyanın hiç bir ülkesinde bugüne kadar, fitoöstrojen toksisitesi vakası bildirilmemiştir. Ancak tüm bunlara karşın, özellikle hap, toz veya jel formda konsantre izoflavon desteklerinin uzun dönemde ve/veya yüksek dozlarda alımlarının sonuçlarının ne olabileceği bilinmemektedir, aşırı doza bağlı muhtemel tehlikeli etkilerden dolayı bu bileşiklerin kullanımı mutlaka yeni çalışma sonuçları ile desteklenene kadar kontrol altında tutulmalıdır1.</p>
<p align="left"><em>Sonuç<br />
</em><br />
Bitkiler aleminde çeşitli bitkilerin bileşiminde bulunan fitoöstrojenlerin, kimyasal yapılarına bağlı olarak sahip oldukları östrojenik/antiöstrojenik, antioksidan, antiproliferatif, antikarsinojenik, antianjiogenetik özellikleri ile menopoza bağlı şikayetler, koroner kalp ve damar hastalıkları, osteoporoz ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabildikleri çeşitli çalışmalarla gösterilmiş; bilişsel yetenek kaybı, obezite, diyabet ve böbrek hastalıkları gibi bir çok alanda da etkilerinin olabileceğine dair ipuçları elde edilmiştir.</p>
<p align="left">Bu sonuçlara bağlı olarak, son dönemde batı ülkelerinde diğer besin destekleri gibi fitoöstrojen desteklerinin de üretimi ve satışı oldukça önemli bir endüstri haline gelmiştir. Özellikle kadınlar tarafından yoğun olarak tercih edilen bu ürünlerin temel kullanım alanları menstrual (PMS) ve menapozal (sıcak basması, gece terlemesi, vajinal kuruluk, depresyon vb.) semptomları hafifletmek, kardiyovasküler hastalık ve osteoporoz gelişme riskini azaltmak veya kısmen tedavi etmek olarak olarak sıralanabilir.</p>
<p align="left">Fitoöstrojen kaynaklarının binlerce yıldır tüketildiği toplumlarda bile, fitoöstrojen toksisitesi bildirilmememiştir ve diyetle alınan doğal fitoöstrojen kaynakları ile toksik doza ulaşılamayacağı düşünülmektedir. Ancak son dönemde konsantre fitoöstrojen desteklerinin kullanımının artması yüksek dozda alıma bağlı potansiyel zararlı etkilerin olabileceği kaygılarına neden olmaktadır.</p>
<p align="left">Bugün genellikle Glycine max, Linum usitatissimum, Cimicifuga racemosa, Trifolium pratense, Glycyrrhiza glabra, Humulus lupulus, Angelica sinensis türleri ile hazırlanan ürünler bulunmakta ve özellikle soya bitkisinin standardize izoflavon fraksiyonları yanında bitkisel ekstreler veya gıda destek maddeleri olarak eczanelerde veya eczane dışında satılmakta ve kontrolsüz olarak kullanılmaktadır. Ayrıca zayıf fitoöstrojenik aktivite gösteren Oenonthera biennis, Viex agnus castus, Medicago sativa, Panax spec., Eleutherococcus senticosus ve Coffea arabica preparatları piyasalarda bulunmaktadır.</p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin olumlu etkilerinin halen araştırma düzeyinde olması ve konuyu destekleyen yeterli bilimsel verinin olmaması, koroner kalp hastalığına karşı koruyucu etkisi dışındaki diğer etkilerinin henüz bilimsel kurumlar tarafından onaylanmamış olması nedeniyle önerilmesi risklidir. Özellikle, çeşitli formlarda alınan fitoöstrojenlerin aşırı doz etkilerinin sonuçları bilinmemektedir. Bu nedenle bu tür ürünlerin kullanımının önerilebilmesi için mutlaka öncelikle, fitoöstrojenlerin bu etkilerinin kanıtlanmasını sağlayacak yeni, kontrollü, uzun dönemli ve iyi planlanmış klinik çalışmalar yapılmalıdır.</p>
<p align="left"><em>Özet</em></p>
<p align="left">Fitoöstrojenlerin österojenik/antiöstrojenik, antioksidan, antikarsinojen, antianjiogenetik ve antiproliferatif etkileri in vitro ve in vivo insan ve hayvan çalışmalarında araştırılmış, klinik çalışmalarla da doğrulanan umut verici sonuçlar kaydedilmiştir.</p>
<p align="left"><em>Anahtar Kelimeler</em>: Fitoöstrojen, östrojenik/antiöstrojenik etki, menapoz, osteoporoz, kanser</p>
<p align="left"><em>Summary</em></p>
<p align="left"><strong>Phytoestrogens and Their Importance in Healthy Life</strong><br />
Estrogenic/antiestrogenic, antioxidant, anticarcinogenic, antiangiogenetic and antiproliferative effects of phytoestrogens have been investigated with in vivo and in vitro animal and human studies, and promising<br />
results have been recorded.</p>
<p align="left"><em>Key Words: </em>Phytoestrogens, estrogenic/antiestrogenic activity, menopause, osteoporosis, cancer.</p>
<p align="left">KAYNAKLAR</p>
<p align="left">1. Davis S., Dalais F., Simpson E., Murkies A. Phytoestrogens In Health And Disease. Recent Progress In Hormone Research. 54:185-211, (1999).</p>
<p>2. Cassidy A., Hanley B., Raventos R. Isoflavones, Lignans And Stilbens-Origins, Metabolism And Potential Importance To Human Health. Journal Of The Science of Food And Agriculture 80:1044-1062, (2000).</p>
<p>3. Sam K., Chang C. Isoflavones From Soybeans And Soy Foods. Functional Foods Biochemical And Processing Aspects (Ed Gazza M.) de CRC Press, New York, (2002).</p>
<p>4. Liggins J., Bluck LJC., Coward A., Et al. Extraction And Quantification Of Daidzein And Genistein In Food. Analytical Biochemistry 264:1-7, (1998).</p>
<p>5. Bingham SA., Atkinson C., Liggins J. Phyto-oesterogens: Where Are We Now? British Journal of Nutrition 79:393-406, (1998).</p>
<p>6. Song TT., Hendrich S., Murphy PA. Estrogenic Activity Of Glycitein, A Soy Isoflavone. J Agric Food Chem. 47:1607-1610, (1999).</p>
<p>7. Umland EM., Pharm D., Cauffield JS., Et al. Phytoestrogens As Therapeutic Alternatives To Traditional Hormone Replacement In Postmenopausal Women. Pharmacotherapy 20 (8): 981-990, (2000).</p>
<p>8. Knight DC., Eden JA. A Review Of The Clinical Effects Of Phytoestrogens. Obstet Gynecol 87:897-904, (1996).</p>
<p>9. Rowland I. Optimal Nutrition: Fibre And Phytochemicals. Proceedings Of The Nutrition Society 58:415-19, (1999).</p>
<p>10. Liggins J., Bluck JC., Runswick S., Et al. Daidzein And Genistein Content Of Fruits And Nuts. J Nutr Biochem 11:326-331, (2000).</p>
<p align="left">11. Liggins J., Mulligan A., Runswick A. Daidzein And Genistein Content Of Cereals. Eur J Clin Nutr. 56:961-966, (2002).</p>
<p align="left">12. Reinli K., Block G. Phytoestrogen Content Of Foods-A Compendium Of Literatura Values. Nutr Cancer 26:123-148, (1996).</p>
<p>13. Fukutake M., Takahashi M., Ishida K., Et al. Quantification Of Genistein And Genistin In Soybeans And Soybean Products. Food And Chemical Toxicology 34:457-461, (1996).</p>
<p>14. <a href="http://www.nal.usda.gov/fnic/foodcomp/Data/isoflav/isfl_tbl.pdf" target="_blank">http://www.nal.usda.gov/fnic/foodcomp/Data/isoflav/isfl_tbl.pdf</a></p>
<p align="left">15. Oomah BD. Phytoestrogens. In: Hurst WF. (eds), Methods of Analysis For Functional Foods And Nutraceuticals, CRC Press, Washington, 1-54, (2002).</p>
<p align="left">16. Fitzpatrick LA. Selective Estrogen Receptor Modulators And Phytoesterogens: New Therapies For The Postmenopausal Women. Mayo Clin Proc 74:601-607, (1999).</p>
<p align="left">17. Setchell K. Soy Isoflavones-Benefits And Risks From Natures Selective Estrogen Receptor Modulators (Serms). Journal Of The American College Of Nutrition 20(5): 354-362, (2001).</p>
<p align="left">18. Adlercreutz H., Mazur W. Phyto-oestrogens And Western Diseases. Ann Med 29 (2): 95-120, (1997).</p>
<p align="left">19. Messina M., Gugger ET., Alekel DL. Soy Protein, Soybean Isoflavones, And Bone Health: A Review Of The Animal And Human Data. Nutraceuticals And Functional Foods (Ed. Wildman RE.) 1st ed. CRP Press, USA, 2001, s.77-99.</p>
<p align="left">20. Martini MC., Dancisak BB., Haggans CJ., Et al. Effects Of Soy Intake On Sex Hormone Metabolism In Premenopausal Women. Nutrition And Cancer 34(2): 133-139, (1999).</p>
<p align="left">21. Vincent A., Fitzpatrick LA. Soy Isoflavones: Are They Useful In Menopause? Mayo Clin Proc 75:1174-1184, (2000).</p>
<p align="left">22. Morris D. Hormone Replacement Therapy And Coronary Artery Disease. Current Opinion In Obstetrics And Gynecology 8:184-7, (1996).</p>
<p align="left">23. Collins BM., McLachlan JA., Arnold SF. The Estrogenic And Antiestrogenic Activities Of Phytochemicals With The Human Estrogen Receptor Expressed In Yeast. Steroids 62:365-372, (1997).</p>
<p align="left">24. Djuric Z., Chen G., Doerge DR., Et al. Effects Of Soy Isoflavone Supplementation On Markers Of Oxidative Stress In Men And Women. Cancer Letters 172:1-6, (2001).</p>
<p align="left">25. Toda S., Shirataki Y. Inhibitory Effects Of Isoflavones On Lipit Peroxidation By Reactive Oxygen Species. Phytotherapy Research 13:163-165, (1999).</p>
<p align="left">26. Jacobs MN., Lewis DFV. Steroid Hormone Receptors And Dietary Ligands: A Selected Review. Proceedings Of The Nutrition Society 61:105-122, (2002).</p>
<p align="left">27. Burke GL., Vitolins MZ., Bland D. Soybean Isoflavones As An Alternative To Traditional Hormone Replacement Therapy: Are We There Yet? J. Nutr. 130:664-665, (2000).</p>
<p align="left">28. Cassidy A., Bingham S., Setchell KD. Biological Effects Of A Diet Soy Protein Rich In Isoflavones On The Menstrual Cycle Of Premenopausal Women. Am J Clin Nutr 60:333-40, (1994).</p>
<p align="left">29. Kurzer MS. Hormonal Effects Of Soy In Premenopausal Women And Men. J Nutr 132:570-573, (2002).</p>
<p align="left">30. Lu W., Anderson KE., Grandy JJ., Et al. Effects Of An Isoflavone-Free Soy Diet On Ovarian Hormones In Premenopausal Women. The Journal Of Clinical Endocrinology &amp; Metabolism 86:3045-3052, (2001).</p>
<p align="left">31. Brzezinski A., Debi A. Phytoestrogens: The Natural Selective Estrogen Receptor Modulators? European Journal Of Obstetrics &amp; Gynecology 85:47-51, (1999).</p>
<p align="left">32. Duncan M., Underhill XX., Lavalleur J., Et al. Modest Hormonal Effects Of Soy Isoflavones In Postmenopausal Women. The Journal Of Clinical Endrocrionology &amp;Metabolism 84(10): 3479-84, (1999).</p>
<p align="left">33. Pino AM., Valladares LE., Palma MA., Et al. Dietary Isoflavones Affect Sex Hormone-Binding Globulin Levels in Postmenopausal Women. The Journal Of Clinical Endocrinology &amp; Metabolism 85 (8):2797-2800, (2000).</p>
<p align="left">34. Morelli V., Naquin C. Alternative Therapies For Traditional Disease States: Menopause. Am Fam Physician 66:129-34, (2002).</p>
<p align="left">35. Demlow BM.¸ Duncan AM., Wangen KE., Et al. Soy Isoflavones Improve Plazma Lipits In Normocholesterolemic, Premenopausal Women. Am J Clin Nutr 71:1462-9, (2000).</p>
<p align="left">36. Puska PP., Korpelainen V., Hoie LH., Et al. Soy In Hypercholesterolaemia: A Double-Blind Plasebo-Controlled Trial. Eur J Clin Nutr 56:352-357, (2002).</p>
<p align="left">37. Wiseman H., Reilly JD., Adlercreutz H., Et al. Isoflavone Phytoestrogens Consumed In Soy Decrease F2-isoprostane Concentrations And Increase Resistance Of Low-Density Lipoprotein To Oxidation In Humans. Am J Clin Nutr 72:395-400, (2000).</p>
<p align="left">38. Nestel PJ., Yamashita T., Sasahara T., Et al. Soy Isoflavones Improve Systemic Arterial Compliance But Not Plazma Lipits In Menopausal and Perimenopausal Women. Arterioscler Thromb Vasc Biol 17:3392-98, (1997).</p>
<p align="left">39. Clarkson TB. Soy, Soy Phytoestrogens And Cardiovascular Disease. J Nutr 132:566-596, (2002).</p>
<p align="left">40. Lissin LW., Cooke JP. Phytoestrogens And Cardiovascular Health. J Am Coll Cardiol 35:1403-10, (2000).</p>
<p align="left">41. Hale G., Labrador MP., Dwyert JH., Et al. Isoflavone Supplementation And Endothelial Function In Menopausal Women. Clin Endocrinology 56: 693-701, (2002).</p>
<p align="left">42. Gruen DG., Silverstein DK. Usual Dietary Isoflavone Intake Is Associated With Cardiovascular Disease Risk Factors In Postmenopausal Women. J Nutr 131:1202-6, (2001).</p>
<p align="left">43. Brandi ML. Natural And Synthetic Isoflavones In The Prevention And Treatment Of Chronic Disease. Calcif Tissue Int 61:5-8, (1997).</p>
<p align="left">44. Lee HP., Gourley L., Duffy SW., Et al. Dietary Effects On Breast-Cancer Risk In Sıngapore. The Lancet 337:1197-1200, (1991).</p>
<p align="left">45. Lamartiniere CA. Protection Against Breast Cancer With Genistein: A Component Of Soy. Am J Clin Nutr 71(Suppl):1705-7, (2000).</p>
<p align="left">46. Boucker KB., Clarke LH. Genistein: Does It Prevent Or Promate Breast Cancer? Environ Health Perspect 108 (8):701-8, (2000).</p>
<p align="left">47. Lemos ML. Effects Of Soy Phytoestrogens Genistein And Daidzein On Breast Cancer Growth. The Annals Of Pharmacotherapy. 35:1118-1121, (2001).</p>
<p align="left">48. Messina MJ., Loprinzi L. Soy For Breast Cancer Survivors: A Critical Review Of The Literature. J Nutr 131:3095-3108, (2001).</p>
<p align="left">49. Miodini P., Fioravanti L., Fronzo GD., Et al. The Two Phyto-oestrogens Genistein And Quarcetin Exert Different Effects On Oestrogen Receptor Function. British Journal Of Cancer 80(8):1150-1155, (1999).</p>
<p align="left">50. Cassidy A. Potential Risks And Benefits Of Phytoestrogen-Rich Diets. Int J Vitam Nutr Res 73(2):120-126, (2003).</p>
<p align="left">51. Hempstock J., Kavanagh JP., George NJR. Growth Inhibition Of Prostate Cell Lines In Vitro By Phyto-oestrogens. British Journal Of Urology 82:560-63, (1998).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojenlerin-saglikli-yasamdaki-onemi-bilimsel-arastirma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oestro Krem etken bitkisinin faydaları nelerdir ?</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-etken-bitkisinin-faydalari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-etken-bitkisinin-faydalari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 12:19:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1692</guid>
		<description><![CDATA[Bitkinin toprağın altında kalan yumru kökleri Fitoestrojen içerir. Hormon olmayan ve hormon içermeyen hormon etkisi gösteren bitkisel doğal kaynak. Bu etki daidzin, daidzein genistin, genistein ve puerarin gibi isoflovanlar, miroestrol ve türevleri, beta-sitositerol, stigmasterol, coumestrol, puerarin, mirificoumestan, kwakhurin ve mirifisin gibi çeşitli doğal kimyasallardan oluşur. Bunların ayrıca farklı faydaları bilim adamları tarafından bulunmuştur. Faydaları ; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bitkinin toprağın altında kalan yumru kökleri Fitoestrojen içerir. Hormon olmayan ve hormon içermeyen hormon etkisi gösteren bitkisel doğal kaynak.</p>
<p>Bu etki daidzin, daidzein genistin, genistein ve puerarin gibi isoflovanlar, miroestrol ve türevleri, beta-sitositerol, stigmasterol, coumestrol, puerarin, mirificoumestan, kwakhurin ve mirifisin gibi çeşitli doğal kimyasallardan oluşur. Bunların ayrıca farklı faydaları bilim adamları tarafından bulunmuştur.</p>
<p><strong>Faydaları</strong> ;</p>
<table width="734" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="500">* Bütün dişi cinsiyet karakteristiklerinin korunmasına yardımı<br />
* Vücudun yenilenmesine, canlı kılmaya yardımı<br />
* Anti menopoz yardımı<br />
* Göğüslere güzel görünüm ve form vermeye hacim kazandırmaya yardımı<br />
* Menopoz hastalığının rahatlatılmasına yardımı<br />
* Cildin gençleşip güzelleşmesine yardımı<br />
* Yaşlanmaya karşı yardımı<br />
* Kan dolaşımına yardımı<br />
* Hafızayı güçlendirmeye yardımı<br />
* İştah açmaya yardımı<br />
* Ten renginin güzelleşmesine yardımı<br />
* Kırışıklıkların azalmasına yardımı<br />
* Katarakt problemlerinin kısmen giderilmesine yardımı<br />
* Özellikle göğüs çevresindeki cildi beslemesi<br />
* Saçların erken beyazlaşmasıyla savaşması<br />
* Saçları yeniden çıkarmaya ve güçlendirmeye, var olanları koyulaştırmaya yardımı<br />
* Enerjiyi ve isteği artırmaya yardımı</td>
<td align="center" width="161"><img src="http://oestro.com.tr/image/pueraria-mirifica1.jpg" alt="pueraria mirifica" width="120" height="111" /></p>
<p>Pueraria Mirifica</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bitki ile ilgili araştırmalar 1941 yılından beri süre gelmiş ve etkili bir östrojen etkisi olduğu rapor edilmiştir. Miroestrol ve türevleri göğüslerin şekil alması ve meme dokusunun toparlanması gibi çeşitli östrojenik ve mamojenik etkiyi yükselten çok kıymetli doğal kimyasallardır.</p>
<p>Genç bir kız ergenliğe girerken overleri estrojen salgılamaya başlar ki bu da göğüslerde olgunlaşma, şekillenme gibi vücutta pek çok değişikliğe sebep olur. Göğüsün dokularında yağ birikmesinin başlaması kanalların büyümesi ile gelişim tamamlanır. Kadın menapoza girdiğinde östrojen miktarı belirgin şekilde düşer. Bu düşüşle birlikte göğsün beze dokusunda da azalma olur, bağ dokusu nemini ve elastikiyetini kaybeder. Bu kadının yaşı ile orantılı olarak göğüslerin sarkmasına yol açar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/oestro-krem-etken-bitkisinin-faydalari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fito Östrojen Bitki Nedir ?</title>
		<link>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojen-bitki-nedir/</link>
		<comments>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojen-bitki-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 09:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oestro Krem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.oestrokrem.com/?p=1682</guid>
		<description><![CDATA[Fitoöstrojen bitkisel östrojen olarak da anılır. Kadın vücudunun hakim hormonu, mucize doğal kimyasal olarak da bilinen östrojen hormonu moleküllerine tıpatıp benzeyen molekülleri doğal yapısında bulunduran bitkilere fitoöstrojen denir. Fito kelime anlamı doğal, bitkisel olarak geçer. Günlük yaşantımızda kadın erkek hepimizin gıda olarak tükettiğimiz birçok bitki, sebze fitoöstrojendir. Örneğin maydonoz, mısır, patates, soya bunlardan bazılarıdır. Özellikle ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fitoöstrojen bitkisel östrojen olarak da anılır. Kadın vücudunun hakim hormonu, mucize doğal kimyasal olarak da bilinen östrojen hormonu moleküllerine tıpatıp benzeyen molekülleri doğal yapısında bulunduran bitkilere fitoöstrojen denir. Fito kelime anlamı doğal, bitkisel olarak geçer.</p>
<p>Günlük yaşantımızda kadın erkek hepimizin gıda olarak tükettiğimiz birçok bitki, sebze fitoöstrojendir. Örneğin maydonoz, mısır, patates, soya bunlardan bazılarıdır.</p>
<p>Özellikle kadın vücudu ve cilt üzerine olumlu etkileri nedeni ile dünyaca ünlü pahalı markalar tüm dünyca bilinen ürünlerinde bu tip bitki özlerini kullanırlar. Oestro Krem içeriğindeki Pueraria Mirifica kökünde bulunan farklı faydalı doğal kimyasal özellikleri ile 60 yılı aşkın bir süredir araştırılmış diğer fitoöstrojenlere göre hem yabani bir bitki olmasından hemde kısıtlı miktarlarda bulunabilmesinden dolayı dünyanın ileri gelen kozmetik markalarının ilgisini çekmiştir.</p>
<p>Ülkemize henüz gelmemiş dünyanın gelişmiş ülkelerinde birçok ünlü bayan tarafından kullanılan kozmetik ve dermokozmetik ürünler vardır.</p>
<p>Siz de dünyaca bilinen yıllardır araştırılan fitoöstrojen bitki özü etkili kremimizi göğüs bakımınız için mutlaka en az 2 ay kullanınız !..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.oestrokrem.com/fito-ostrojen-bitki-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

